İskender Pala'nın Aşka Dair kitabı, aşkın başlangıcını “görme”, ulaştığı sonucuysa “bakma” kavramlarıyla açıklar. İlk karşılaşmada doğan ilginin sevgiye, bağlılığa, kalbin erimesine, tutkuya ve özleme dönüşmesini aşamalı bir yolculuk olarak ele alır. Bu ilerleyişin amacı, sevilenin yüzüne ilk görüşte duyulan hazzı derinleştirerek yeniden bakabilmektir.
Görmekten bakmaya geçiş kolay ve kesintisiz değildir. Aşkın farklı görünümleri, çile durakları, ayrılık, hicran ve hasret bu yolun sınamaları olarak anlatılır. Her deneyim âşığın kaba yanlarını yontar; ruhunu arındırıp daha berrak bir hâle getirir. Duygu, ilk anda beliren çekimden kişinin bütün varlığını değiştiren bir bağa doğru gelişir. Pala'nın yaklaşımı, klasik aşk düşüncesinin kavramlarını duygunun içsel dönüşümüyle birlikte okur.
Bakmanın ardından gelen “tapma” aşaması, sevenin sevilene kul olması biçiminde tanımlanır. Bu son durak, aşkın benliği dönüştüren ve insanı kendisinden öteye yönelten tarafını belirginleştirir. Metin, aşkı geçici bir heyecan yerine görme, özleme, çile çekme ve olgunlaşma evreleri bulunan manevi bir tecrübe olarak anlamak isteyen okurlara kavramsal ve edebî bir düşünme alanı açar.