Kibir ve gururu dize getirebilecek tek gerçektir, aşk…

Jane Austen'ın Aşk ve Gurur romanı, Elizabeth Bennet ile Fitzwilliam Darcy arasındaki gerilimli yakınlaşma üzerinden aşkı, sınıf farklarını ve toplumsal beklentileri incelikle ele alır. Bennet ailesinin evlilik hesapları, taşra hayatının dedikoduları ve yanlış anlaşılmalar hikayeye hem mizah hem de derinlik katar.
Austen, keskin gözlem gücüyle gururun ve önyargının insan ilişkilerini nasıl biçimlendirdiğini gösterir. Aşk ve Gurur, zarif diyalogları, güçlü kadın karakteri ve zamana direnen romantik çatışmasıyla klasik edebiyatın en sevilen romanlarından biri olmayı sürdürür. İnce alayı sayesinde romantik hikaye toplumsal bir gözleme dönüşür.
Bookspace topluluğundan 27 gönderi
Kibir ve gururu dize getirebilecek tek gerçektir, aşk…

Bir insan kibirli olmadan da gururlu olabilir. Gurur daha çok kendi nefsimize karşı duyduğumuz saygıyla ilgilidir; kibir ise başkalarının bize duymasını istediğimiz #saygıyla ilgilidir.

“Kibir ve gurur farklı şeylerdir. İnsan kibirli olabilir ama gururlu değildir. Gurur, kişinin kendi hakkındaki düşüncesiyle ilgilidir; kibir ise, başkalarının o kişi hakkında ne düşündüğüyle.”

"Gerçek aşk, zamanın ve mesafelerin ötesinde bir bağdır" JUNE AUSTEN- ASK VE GURUR

Ama aptalca hatam aşk değil gurur oldu. Daha tanışır tanışmaz birinin tercihi olmaktan hoşlandım, öteki tarafından ihmal edildiğimde gücendim; her ikisi hakkında da önyargılı ve cahilce davrandım, aklı bir kenara bıraktım."

'Bir kaç adım mesafelerdeyiz aslında, Ama aramızda kilometrelerce gurur var.'

"Bir hanımın hayal gücü çok hızlıdır; bir anda hayranlıktan aşka, aşktan evliliğe sıçrayıverir.( Parası olmayan erkeği bir tek annesi sever )

".. gerçek mutluluğun başlaması için başka bir zamanı beklemek, umut ve dileklerini başka bir nokta üzerinde toplayarak, şimdilik bekleyişin ve umudun zevkiyle avunup, kendini yeni bir düş kırıklığına hazırlamak …

“Aynı kitapları okumadığımıza eminim, aynı duygularla okumadığımıza da eminim."

Nasıl anlatsam bilemedim. Bin sene heyecanla beklediğin bir şey sonunda gelmiş de gerek kalmamış gibi."

“İnsan ne kadar az şey bilirse, o kadar az şeyden şüphe eder.” birde tersini düşünün ya çok şey bilmek de ne olur

İtiraf ediyorum kitap okumak kadar eğlenceli bir şey yokmuş! insan kitap okumak dışında her şeyden çabucak sıkılıveriyor. Kendime ait bir ev sahibi olduğumda şöyle muazzam bir kütüphane edinmeyi başaramazsam kahrolurum…

“Aynı şekilde yenik düşen birçok kişi olmuştur.Şiirin aşkı yok etme yeteneğini ilk kim keşfetti.”

“Ama hep böyledir zaten.Derdini söyleyenin halini kimse anlamaz”

“Seni ne kadar hararetle sevdiğimi anlatmaya kelimeler yetmez. Gururuma, ailemin beklentilerine ve hatta kendi mantığıma rağmen, kalbim seni seçti.”

Dünyayı tanıdıkça hoşnutsuzluğum daha da artıyor; her geçen gün insan karakterinin tutarsızlığına ve akıllı, duygulu görünenlere bile güvenilmeyeceğine olan inancım güçleniyor.”

"Güzelliğimi geceden kabul etmiştin. Tavırlarıma gelince onları da hiç beğenmedin. Doğrusu ben de sana karşı hep kaba davrandım. Her sözümle seni incitmeye çalışıyordum adeta. Şimdi açık sözlü ol ve benim küstahlığıma mı vuruldun onu söyle bana." "Pırıl pırıl bir zekanın olmasına vuruldum ben."

Başıma gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemişti doğrusu😅

"Nasıl anlatsam bilemedim . Bin sene heycanla beklediğin bir şey sonunda gelmişde gerek kalmamış gibi . "

Kafamızın içinde kira vermeden yaşayan o sahne.

Dünyayı tanıdıkça hoşnutsuzluğum daha da artıyor, her geçen gün insan karakterinin tutarsızlığına ve akıllı, duygulu görünenlere bile güvenilmeyeceğine olan inancım güçleniyor.

Boşuna mücadele ettim. İşe yaramayacak. Duygularım bastırılır gibi değil. Size ne büyük bir tutkuyla hayran ve âşık olduğumu söylememe izin verin.

Ben sussam gönül susmuyor, Ben konuşsam gönül susuyor. Var mı bunun ortası yoksa adı aşk mı?

“..hangi ressam o anlamlı gözlerin hakkını verebilir ki?”