
- Ahmaksın sen! Elinde mücevher varken kömür arıyorsun. + Ya kömür sandığın elmas parçasıysa?

İskender Pala'nın Aşk Hikâyesi romanı, 10 Haziran 1617 günü İstanbul'daki Kulaksız Mezarlığı'nda açılır. Bir kadının mezarı başında aynı anda bulunan üç erkek cesedi, anlatının hem tarihî hem de polisiye merakını kurar. Bu sıra dışı ölüm tablosu, geçmişte yaşanmış bir aşkın izlerini takip eden ve cevabı tek bir tanıklıkta bulunmayan bir araştırmaya dönüşür.
Roman, aşkı yalnızca iki kişi arasındaki duygusal bağ olarak ele almaz; sadakat, kıskançlık, sır ve hatırlama biçimleriyle birlikte düşünür. Mezar çevresinde başlayan soruşturma, kişilerin birbirleriyle ve geçmişle kurduğu ilişkileri açtıkça aynı olayın farklı anlamları görünür hâle gelir. On yedinci yüzyıl İstanbul'u bu yapıda dekor olmaktan çıkar; ölüm, söylenti ve toplumsal düzenin iç içe geçtiği tarihsel bir atmosfer sağlar.
Aşk Hikâyesi, ilk sayfalardaki güçlü bilmecesini duygusal ve tarihî katmanlarla genişleten bir romandır. Üç ölümün ardındaki bağın çözülmesi, aşkın insanı yalnızca birleştiren değil, sessizlikler ve seçimler üzerinden uzun yıllar boyunca yönlendiren bir kuvvet olduğunu gösterir. İskender Pala böylece tarihsel anlatı ile gizemi aynı merkezde buluşturur.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

- Ahmaksın sen! Elinde mücevher varken kömür arıyorsun. + Ya kömür sandığın elmas parçasıysa?

Yirmi yıldır beklediği ân, yirmi yılından vazgeçtiği âna rastlamıştı.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş