
Kraliçe Hazretleri'nin buyruğuyla kimsede kafa diye bir şey kalmadı.

Lewis Carroll’ın Alice Harikalar Ülkesinde romanı, sıkıcı bir öğleden sonra Beyaz Tavşan’ın peşinden deliğe düşen Alice’in kuralları sürekli değişen bir dünyaya girmesiyle açılır. Boyunu büyütüp küçülten yiyecekler, Nargile İçen Tırtıl, Cheshire Kedisi, Çılgın Şapkacı ve Kupa Kraliçesi gibi figürler Alice’i her karşılaşmada yeni bir dil ve davranış sınavıyla yüz yüze bırakır. Çay partisi, kriket oyunu ve mahkeme gibi tanıdık kurumlar Harikalar Ülkesi’nde mantığın güvenilirliğini yitirir.
Carroll çocukluk merakını fantastik olaylar, sözcük oyunları, mantık bilmeceleri ve ölçü değişimleriyle birlikte biçimlendirir. Ölçek değişimleri, yön değiştiren konuşmalar ve kesintili karşılaşmalar, Alice’in istikrarlı bir benlik kurma çabasını her bölümde yeniden sınar ve dünyayı geçici kılar. Soruların ve sözcüklerin anlamı her konuşmada değişirken Alice yalnız çevresini değil, kendi kimliğini ve yetişkinlerin kurduğu düşünme düzenini de yeniden değerlendirmek zorunda kalır. Alice çevresindeki otoritelerin keyfî kurallarına itiraz ettikçe kim olduğunu ve neye inanacağını yeniden tanımlamak zorunda kalır. John Tenniel’in ilk baskıyla özdeşleşen çizimleri de bu tuhaf dünyanın görsel hafızasını kurar. Alice Harikalar Ülkesinde’nin kalıcılığı, çocuk ile yetişkin dünyası arasındaki farkı saflık ve bilgi karşıtlığına indirgemeden, dilin ve kuralların nasıl iktidar ürettiğini oyunbaz bir anlatıyla göstermesinden gelir.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Kraliçe Hazretleri'nin buyruğuyla kimsede kafa diye bir şey kalmadı.
“Ne var ki ancak gündüzden beri başımdan geçenleri anlatabilirim, düne dönmenin bir yararı yok, çünkü dün bambaşka biriydim.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş