Aynanın İçinden, Alice'in şöminenin üzerindeki aynadan geçerek kuralları baştan aşağı farklı bir dünyaya adım atmasıyla açılır. Harikalar Diyarı'nın bu devamında çevre dev bir satranç tahtası gibi düzenlenmiştir ve Alice oyuna bir piyon olarak katılır. İlerleyebilmek için yalnız yol bulması değil, her karşılaşmada değişen mantığa uyum sağlaması gerekir.
Konuşan çiçeklerin bahçesi, herkesin kendi adını unuttuğu orman, Aynısı ile Tıpkısı adlı ikizler ve Kambur Tambur'un soruları, bu dünyanın hem neşeli hem tekinsiz atmosferini kurar. Sözcükler alışılmış anlamlarından kayar; zaman, yön ve kimlik gündelik hayattaki kadar güvenilir değildir. Satranç düzeni görünürde katı bir yol sunarken şiirler ve kelime oyunları her adımı yeniden belirsizleştirir.
Lewis Carroll, Alice'in kraliçeliğe doğru ilerleme arzusunu sürekli biçim değiştiren bir oyun alanına yerleştirir. John Tenniel'in özgün resimleriyle birlikte düşünülen anlatı, mantık ile düş arasındaki gerilimi canlı tutar. Aynanın İçinden'in çekiciliği yalnız tuhaf karakterlerinde değil, aynanın öte yanında en basit kuralın bile tersine dönebileceği duygusundadır. Okur, Alice'le birlikte bu neşeli bilmecenin içine çağrılır.