
Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 92 p. Hazirlayan : Alaattin Karaca, Ahmet Duran Arslan Neler var bu anket, söylesi ve konferanslarda? Basta, sairin ve Garip’in siir anlayisini bulmak mümkün elbette. Siirde vezin ve kafiyeye, diger sanatlarla siirin iç içe girmesine ve edebî sanatlara karsi çikislarini ve bunlarin nedenlerini buluyoruz. Sonra siirin bir “dava” ve “inanç” vasitasi olmasina da karsi Orhan Veli. Eski siirimizin sadece “müreffeh zümre”ye hitap ettigini ileri sürüyor, yeni siirin halka hitap etmesi gerektigini savunuyor. Bu fikirlerde biraz da dönemin inkilaplarinin ve Toplumcu Gerçekçi siir modasinin etkileri olabilir. Ancak “Halkin zevkine hitap etmek demek, onun yalniz ihtiyaçlarinin propagandasini mi yapmak demektir?” diyerek Toplumcu Gerçekçi siirle arasina bir mesafe koymaya çalistigi da görülüyor. Bu kitapta sairin kendi siirine, devrinin siirine, Ahmet Hasim, Yahya Kemal, Nâzim Hikmet gibi sairlere ve Divan siirine nasil baktigini görüyoruz. Yeni bir siirin poetik esiginde, garipsenen, yadirganan bir sairin ürkek, mütereddit, bazen açiklanmaya muhtaç, yer yer de çeliskili konusmalari bunlar… Ama her sey bir yana, en dogrusu Orhan Veli’nin su sözleri: “Siirde yeni, eski diye bir ayirma yapmiyorum. Bence siir var, bir de siir olmayan var.”
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!