
Paperback. 13,50 / 21,50 cm. In Turkish. 80 p. "1940 senesinin onuncu gününde büyük amcamin motosikletini çaldik ve bir müddet bindik. Meyve hirsizligini çok erken ögrenmistik. Insanlarin bahçelerinin duvarina tirmanirdik ve incir ile nar çalardik. Ne keyifliydi. Geceleri, Safiabad Çölü'nde gögsümüzün üzerinde sürüne sürüne karpuz ve salatalik tarlalarina kadar giderdik. Karanlik ve aciyi bagrimiza basardik. Iyi bir alistirmaydi. Hâlâ ne zaman elimi bir meyveye yaklastirsam, o tanidik aciyi hissederim. Evimiz çöle komsuydu. Bütün rüyalarimda çöle yer vardi. Büyüdügümde, küçük amcam bana ok atmayi ögretti. Ilk vurdugum kus bir gökkuzgunuydu. Avlanmak beni hiçbir zaman hosnut etmedi. Ama beni günbatimindan önce çöle çeken de avcilikti. Avda, doganin organizmasini perdesiz olarak gördüm. Ben yillarca namaz kilmisim. En büyükler kiliyordu, ben de kiliyordum. Bir gün mescit kapaliydi. Yolun basindaki bakkal dedi ki: "Namazi mescidin daminda kilin da Allah'a birkaç metre daha yakin olun." Benimle agir bir sekilde dalga geçmek, etrafimdakilerin dini, mezhebi olmustu… Ve ben yillarca, Tanrisi olmayan bir dindar olarak kaldim…" MedaKitap, Sohrab Sepehrî'nin özyasam öyküsü ve çizimlerini Damla Anar çevirisiyle sunuyor.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!