
Alti yil once o gun, yatagin kenarindaki varligini hissedince nasil uyandigimi asla unutamam. Beni uyandiran, yatagin kenarina oturman degildi. Yakinligindi, bakisindi ve o cok hafif, belli belirsiz sabun ve parfum kokusuydu. Kisacik bir an yanima gelmek istedigini sandim ve kollarimi sana dogru uzatmaya hazirlandim. Ama sonra safak vaktinin solgun isiginda uzerinde yol kiyafeti oldugunu gordum... Ellerin kucaginda dimdik oturuyordun. Bu durusunda insani korkutan bir kesinlik vardi, bakislarindaki kararlilik hicbir itiraza yer birakmiyordu. Adieu" demekle yetindin. Yumruk yemis gibi kendimi tekrar yastiga biraktim. Gozyaslarimi gordugunde kararliligin bir an sarsilmis gibi geldi bana, iradene yeniden kavusmak icin gozlerini kapadin. Gozlerini acmadan ansizin uzerime egildin, alnimdan optun." Lizbon'a Gece Treni'nin yazarindan insan iliskilerinin bilinmezligine dair derinlikli, cok katmanli bir roman. Taninmis bir piyano akortcusunun ikiz cocuklari olan Patrice ile Patricia'yi, tasiya
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!