
"Dünyaya bir kadının eli değse Zeyna! Şöyle ağır bir halı gibi çırpılsa Tozlar havalansa..." -Didem Madak

Didem Madak'ın Pulbiber Mahallesi kitabı, mahalleyi hem somut bir yaşam alanı hem de acı, dayanışma ve şiir üzerine düşünmenin ortak sahnesi olarak kurar. Kitabın bölümleri çocukluk seslerini, ev içi nesneleri, kedileri, arkadaşlığı ve kaybı aynı hayali sokaklarda buluşturur. Gündelik konuşma, şarkı ritmi, ironi ve beklenmedik benzetmeler, ağır duyguların tek bir yas tonuna kapanmasını önler. Madak'ın son şiir kitabı, daha içe dönük sesini çevredeki insanların ve dünyanın gürültüsüyle bilinçli biçimde çoğaltır.
Mahalle imgesi, kentsel yıkım ve dışlanma karşısında sözcüklerle kurulmuş geçici fakat dirençli bir eve dönüşür. Şiirlerde kadınlık ve çocukluk hafızası özel bir sır olarak tutulmaz; başkalarının kırılganlıklarıyla temas eden kamusal bir sese açılır. Kitap aynı zamanda şiirin nasıl yazıldığı, hangi miraslarla konuştuğu ve şairliğin ne anlama geldiği üzerine kendi içinde tartışır. Pulbiber Mahallesi'nin duygusal gücü, acıyı güzelleştirerek saklamak yerine ona mizah, öfke ve arkadaşlıkla yaşanabilir bir yer açmasında belirginleşir. Bölüm ve şiir adlarının aynı mekâna bağlanması, kitabı dağınık parçaların toplamı olmaktan çıkarıp kendi iç coğrafyasına sahip bir bütün hâline getirir. Bu coğrafyada neşe ile hüzün birbirini dışlamaz; çocukça oyun, yetişkin kaybının yanında varlığını sürdürür. Madak'ın gündelik deyimleri dönüştüren sesi, şiirin seçkin ve kapalı bir dil olması gerektiği fikrine karşı çalışır. Mahalle sakinleri ile hayaletler arasındaki geçiş, hatırlananlarla yaşayanların aynı söz alanını paylaşmasını sağlar. Şairin kendi sanatına yönelttiği sorular kitabı örtük bir poetikaya dönüştürür. Ev, sokak ve masa altı gibi dar alanlar, toplumsal baskıya karşı küçük fakat ısrarlı sığınaklar kurar. Finalde baskın kalan duygu tam bir iyileşme değil, birlikte konuşmanın acıyı taşınabilir kılan dayanışmasıdır.
Bookspace topluluğundan 12 gönderi

"Dünyaya bir kadının eli değse Zeyna! Şöyle ağır bir halı gibi çırpılsa Tozlar havalansa..." -Didem Madak

Gözlerim ormanda kaybolmuş çocuk gözü renginde Acemi ve pazartesi olurdu. Kara sürmeler çekerdim gözlerime İzinliydim nasıl olsa dezavantajı bol şiirler yazmaya

KAÇ ZAMANDAN Bu akşam ruhuma uygun, mavi taftadan bir tuvalet giydim, Aylâ Abla Sen de artık bir irmik helvası yaparsın İrmikler pembeleşince (Sen de pembeleşirsin) İrmikler tane tane olunca (Sen de dağılırsın köşe bucak)

dünyaya bir kadının eli değse zeyna! şöyle ağır bir halı gibi çırpılsa tozlar havalansa...

İki kendim varmış maviş anne Biri benmişim, biri mutsuz Ben ölürsem maviş anne, mutuza kim bakacak?

bunlar hep sen yanımda olmadığından.

gençken bira içerken ikide bir tuvalete gitmem gerekmiyordu çünkü içerken çok ağlıyordum biralar gözlerimden fışkırıyordu

Kalbimi bıraktım bir yanıbaşımda Kanatlarımla hep böyle yalnız başıma Son şiirimi de kaybettim. Kalbim! Neden ben? Son çocukluk resmimi de bir yabancıya gönderdim.

kalbine mektup yazamıyor insan..

sizin kızınız var ya kendini yangın kovası zannediyor siz burada uyuyun hala

bu davada maykıl ceksın gibi aklanırsın inşallah!

saat çaldı tepesine vurdum, bugün de kelek çıkmıştı
“gençken bira içerken ikide bir tuvalete gitmem gerekmiyordu çünkü içerken çok ağlıyordum biralar gözlerimden fışkırıyordu”
“dünyaya bir kadının eli değse zeyna! şöyle ağır bir halı gibi çırpılsa tozlar havalansa...”
“saat çaldı tepesine vurdum, bugün de kelek çıkmıştı”
“bu davada maykıl ceksın gibi aklanırsın inşallah!”
“bunlar hep sen yanımda olmadığından.”
“kalbine mektup yazamıyor insan..”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş