Necati Tosuner'in Bir Tutkunun Dile Getirilme Biçimi kitabı, tutkuyu tek bir aşk hikâyesine sıkıştırmadan anı, evlilik, ayrılık ve insanın kendine ilişkin tasarımı çevresinde dolaşan öykülerden oluşur. “Canan” ile “Yusuf” sıradan evliliklerin içindeki çatlaklara yaklaşırken “Yaz”, “Hafta Sonu” ve “Dak Daka Dak Dak...” sona ermiş ilişkilerin bıraktığı ruh hâllerini izler. Kitaba adını veren uzun öykü, geçmişi anlatmanın onu yeniden kurmak anlamına geldiğini belirginleştirir.
Tosuner'in kişileri yaşadıkları anı da sonradan hatırladıkları geçmişi de seçerek algılar. Bu yüzden anlatı, “o zaman olan ben” ile “olmak istediğim ben” arasındaki farkı sürekli açık tutar. Kısa cümleler, iç ses ve yoğun çağrışımlar, büyük olaylardan çok gündelik bir sözün ya da suskunluğun bıraktığı sızıyı görünür kılar. “Armağan” öyküsünün Haldun Taner Öykü Ödülü alması, kitabın öykücülük içindeki yerini ayrıca işaretler. Öyküler arasındaki ortak duygu, kaybın ardından kalan benliği yeniden tanıma çabasıdır.
Bu toplam, hafızayı geçmişin tarafsız kaydı olarak değil, benliğin çatlaklarından geçen canlı bir anlatma eylemi olarak ele alır.