İbrahim Zübükzade, bulunduğu kasabada herkese başka bir söz veren, çıkarına göre saf değiştiren ve en açık yenilgisini bile başarı gibi sunabilen bir siyasetçidir. İnsanların beklentilerini, korkularını ve kısa vadeli hesaplarını ustalıkla kullanır; dürüstlük görüntüsünü korurken çevresindekileri birbirine düşürür. Kasaba halkının onun hakkında anlattıkları çoğaldıkça tek bir kişinin portresinden daha geniş bir düzen ortaya çıkar.
Aziz Nesin, Zübük’ün yükselişini yalnız kişisel kurnazlıkla açıklamaz. Ona inanan, ondan pay bekleyen veya kendi küçük çıkarı için yaptıklarını görmezden gelen herkes bu düzenin sürmesine katkıda bulunur. Zübükzade’nin yalanları çoğu zaman bilindiği halde etkili olur; çünkü çevresindeki insanlar sonuçtan yakınırken kullandığı yöntemlerin küçük örneklerini kendi hayatlarında da tekrarlar.
Romanın mizahı, tanıdık siyasal davranışları giderek büyüyen bir aynada gösterir. Zübük hem belirli bir karakter hem de fırsatçılığın, dalkavukluğun ve sorumluluğu başkasına atmanın ortak adıdır. Aziz Nesin’in asıl sorusu, böyle kişilerin neden ortaya çıktığından çok onları hangi toplumsal alışkanlıkların beslediğidir. Bu nedenle anlatı, bir siyasetçi taşlamasının ötesinde seçmen, çevre ve iktidar arasındaki karşılıklı ilişkiye yönelen kalıcı bir hiciv niteliği kazanır.