
Kadına şiddet yine hem cinsi tarafından gelen tek sorgulama cümlesiyle yerle bir olmuştu; “kadın da şiddet görmüş ama kesin bir şey yapmıştır.”

Simone de Beauvoir’ın Yıkılmış Kadın kitabı, hayatlarını eş, anne ve sevgili rollerine göre kurmuş üç kadının kriz anlarını üç ayrı anlatıda inceler. “Sağduyu Çağı”nda yaşlanan bir akademisyen, oğlunun değerleri kendisinden uzaklaştıkça annelik ve düşünsel otorite duygusunu sorgular. “Monolog”, dış dünyayla bağı kopmuş bir kadının öfkeli ve parçalı iç sesini açar. Başlık öyküsünde Monique, kocasının ilişkisini öğrendikten sonra yıllardır güvenli sandığı evliliğin içinde kendi payını, bağımlılıklarını ve görmezden geldiklerini günlüğüne kaydeder.
Üç metin de tek bir “kadınlık” tanımı sunmaz; farklı ses biçimleri, kişinin kendisi hakkında kurduğu anlatının krizle nasıl çözüldüğünü gösterir. Beauvoir okuru karakterlerin acısına yaklaştırırken onların kendini aldatma mekanizmalarını da görünür tutar. Yıkılmış Kadın’ın gücü, bağımlılığı yalnız dış baskının sonucu saymamasında ve özgürlüğü de kolay bir kopuş gibi göstermemesinde yatar. Rollerin çöküşü, bu kadınları boşlukla karşılaştırır; aynı boşluk, kendi varlıklarını başkasının onayından ayrı düşünme ihtimalini de açar. Üç anlatının yan yana gelişi, kadınların yaşadığı çöküşü kişisel yetersizlik diye açıklamaz; bakım emeği, sadakat ve arzu etrafında kurulan toplumsal beklentilerin benlik üzerindeki baskısını açığa çıkarır. Beauvoir, farklı anlatıcı konumları aracılığıyla kendini kandırma, öfke ve bağımlılığın dilde nasıl şekillendiğini de göstererek ortak temayı üç ayrı bilinç ritminde sınar.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Kadına şiddet yine hem cinsi tarafından gelen tek sorgulama cümlesiyle yerle bir olmuştu; “kadın da şiddet görmüş ama kesin bir şey yapmıştır.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş