
Annesini kaybettikten sonra köyde herkesin “Yetim Metin” diye çağırdığı çocuk, babasının yeniden evlenmesiyle kendi evinde giderek yalnızlaşır. Yavuz Bahadıroğlu'nun Yetim Çocuk adlı romanında Metin, üvey annesinin sertliği ve üvey kardeşiyle kurulan eşitsiz düzen içinde hem yasını hem de haksızlıkları taşımak zorunda kalır. Ninesinin evden gönderilmesi, onu koruyan son bağın da kopmasına yol açar. Köylüler gördüklerine üzülse de gündelik şiddet ve aşağılanma sürer. Asıl kırılma, üvey annenin altınları kaybolduğunda yaşanır: suç doğrudan Metin'e yüklenir ve çocuk, hırsız damgasıyla karşı karşıya kalır. Bu iftira, onun yalnızca sabrını değil, onurunu da savunmasını gerektiren bir mücadele başlatır. Metin bir yandan kendini aklamaya çalışırken bir yandan da babasına kurulan tuzağın izini sürer. Çocuk okura yönelik anlatı, aile içinde güven, adalet ve cesaret kavramlarını somut bir gerilim üzerinden işler. Metin'in güçsüz görünen konumuna rağmen gerçeğin peşinden vazgeçmemesi, kitabın duygusal merkezini oluşturur; olayların çözümünü açıklamadan ilerleyen hikâye, bir çocuğun haksızlık karşısında sesini bulmasına odaklanır. Gerilim, köyün sessiz tanıklığıyla daha da belirginleşir.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!