
Sevdiğim şeylere her zaman iyi geceler dilerim, aynı insanlara yaptığım gibi.

Yeşilin Kızı Anne, yetimhane ile küçük Avonlea topluluğu arasındaki mesafeyi, bir çocuğun yuva arayışı üzerinden görünür kılar. Anne, Green Gables'a geldiğinde Marilla ve Matthew Cuthbert bir erkek çocuk evlat edinmeyi beklemektedir. Bu yanlış anlaşılma, onun daha ilk anda istenmediğini düşünmesine yol açar; fakat kızıl saçları, merakı ve sıra dışı hayal gücü kısa sürede evin alışılmış düzenine yeni bir hareket getirir.
Lucy Maud Montgomery, Anne'in çevresiyle ilişkisini yalnızca neşeli bir uyum hikâyesi olarak kurmaz. Gerçek dünyanın kurallarını hemen kabullenmeyen bu çocuk, çatı katındaki odasından yeni ihtimaller düşünürken yetişkinlerin beklentileriyle karşılaşır. Avonlea'nın küçük ve yerleşik toplumsal çevresi, Anne'in kendini ifade etme isteğini daha belirgin kılar. Marilla ile Matthew'un başlangıçtaki şaşkınlığı da zamanla aile olmanın biyolojik bağdan farklı yollarla kurulabileceğini düşündüren bir zemin yaratır.
Eserin dönem bağlamı, çocuklardan itaat ve uyum bekleyen bir dünyada hayal gücüne yer açmasında hissedilir. Montgomery'nin sıcak ve samimi anlatımı, umut ile koşulsuz sevgi düşüncesini gündelik ilişkilerin içine taşır. Yeşilin Kızı Anne, bir eve kabul edilme arzusunu, kişinin kendine özgü yanlarını kaybetmeden topluluğun parçası olabilme sorusuyla birlikte işler.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Sevdiğim şeylere her zaman iyi geceler dilerim, aynı insanlara yaptığım gibi.
“Sevgili yaşlı dünya," diye mırıldandı. "çok güzelsin ve içinde yaşadığım için çok mutluyum.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş