
Hayat yeterince karmaşık imkansızlıklarla dolu. Bir de biz onu içinden çıkılmaz hale getirmeyelim!!!

Selim İleri'nin Yaşarken ve Ölürken romanı, Türkiye'yi 12 Eylül Darbesi'ne götüren günleri ironiyle örülmüş geniş bir toplumsal anlatı içinde ele alır. İlk bayrak töreninde öğrenciler ulusal marşı isteksizce söylerken müzik öğretmeni Ferruh Bey kürsüde Devlet Senfoni Orkestrası'nı yönetir gibi büyük bir heyecanla davranır. Çocukların kayıtsızlığı ile öğretmenin coşkusu arasındaki fark, dönemin ortak duygusundaki kırılmayı gösterir.
Anlatı, alışılmış politik anlatı kalıplarının ötesine geçerek yaşamın zenginliğini ve karmaşasını siyasal çalkantıyla birlikte işler. Acı, cehennem duygusu ve baskı kadar gündelik hayatın gülünç yanları da anlatının parçasıdır. İroni, trajediyi hafifletmekten çok toplumun çelişkilerini daha keskin biçimde ortaya çıkarır. Karakterlerin kişisel tepkileri, yaklaşan darbenin yarattığı toplumsal bezginlik ve kopuşla ilişkilendirilir.
Anlatının karnaval yapısı farklı sesleri, ruh hâllerini ve olayları aynı hareketli bütün içinde birleştirir. Bayrak törenindeki uyuşmazlık, daha geniş siyasal iklimin küçük fakat etkili bir örneğidir. Bu çerçevede roman, insanların yaşadığı kayıtsızlık, heyecan, korku ve direnme biçimlerini 12 Eylül öncesi Türkiye'nin toplumsal karmaşası içinde sorgular.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Hayat yeterince karmaşık imkansızlıklarla dolu. Bir de biz onu içinden çıkılmaz hale getirmeyelim!!!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş