
“İnsanların unutmaması gereken dört kural vardır: Yanlış söz söyleme,yanlış yatakta uyuma, yanlış eşikten girme,elini yanlış cebe atma.”

Yu Hua'nın Yaşamak romanı, varlıklı bir ailenin şımarık oğlu olan Fugui'nin kumar yüzünden servetini yitirmesiyle açılır. Bu düşüş onu, karısı Jiazhen ve çocuklarıyla birlikte daha yalın ama daha kırılgan bir hayata zorlar. Çin'in savaş, kıtlık ve siyasal dönüşümlerle sarsılan yılları ilerledikçe Fugui'nin kişisel hikâyesi de art arda gelen kayıplarla ağırlaşır; buna karşın anlatının odağı felaketlerin gösterisinden çok, gündelik hayatın nasıl sürdürülebildiğinde kalır.
Roman, yaşlı Fugui'nin geçmişini anlatması sayesinde geniş tarihsel değişimi tek bir insan ömrünün içinden izlemeyi sağlar. Yu Hua'nın ölçülü dili, acıyı büyütmeden aile bağı, emek, rastlantı ve dayanma gücü arasındaki ilişkiyi izler. Bu anlatıcı mesafesi, yaşananları basit bir talihsizlik zincirine indirgemeden kişisel hafıza ile dönemin sert koşullarını aynı bakışta tutar. Fugui'nin değişen koşullara verdiği karşılıklar, dayanıklılığı büyük bir kahramanlık gösterisinden çok gündelik sorumlulukların sessizce sürdürülmesi olarak biçimlendirir. Anlatıcı yapının sağladığı süreklilik, her kaybı ayrı bir dönüm noktası olarak büyütmek yerine bütün bir ömrün değişen ritmi içinde anlamlandırır. Yaşamak'ın temel gerilimi, insanın kader üzerinde ne kadar az denetimi olduğu ile yaşamaya devam etme iradesinin ne kadar dirençli kalabildiği arasındadır. Eserin kalıcı etkisi, umudu kolay bir teselliye dönüştürmeden hayatın kayıplarla birlikte taşıdığı sürekliliği göstermesinden ve anlatının sade ama dirençli duygusal etkisini derinleştirmesinden doğar.
Bookspace topluluğundan 65 gönderi

“İnsanların unutmaması gereken dört kural vardır: Yanlış söz söyleme,yanlış yatakta uyuma, yanlış eşikten girme,elini yanlış cebe atma.”

Bir felaketten kurtulunca ardından güzel günler gelir.

Ne kadar acı çekersen çek, sabah yine güneş doğuyor

Nefret edecek bir sürü şey gelirdi aklıma ama sonunda yine kendimden nefret ederdim. Geceleri çok düşünmekten gündüzleri başım ağrırdı.

“Geceleri yatağa uzanır ama uyuyamazdım.Nefret edecek bir sürü şey gelirdi aklıma, ama sonunda yine kendimden nefret ederdim. Geceleri çok düşünmekten gündüzleri başım ağrırdı.”

İnsan mutlu olduğu sürece , fakirlik utanılacak bir şey değildir .

dedikleri kadar varmış, ne hüzünlü.. sonlara doğru okurken ne çok ağladım yaa.. 😔

İnsanların unutmaması gereken dört kural vardır. Yanlış söz söyleme, Yanlış yatakta uyuma, Yanlış eşikten girme, Elini yanlış cebe atma.

Hayat bu; her şey olacağına varırdı. Derler ki: "Bir felaketten kurtulunca ardından güzel günler gelir."

Geceleri yatağa uzanırım ama uyuyamazdım. Nefret edecek bir sürü şey gelirdi aklıma ama sonunda yine kendimden nefret ederdim. Geceleri çok düşünmekten gündüzleri başım ağrırdı

Ne kadar acı çekersen çek, sabah yine güneş doğuyor.

**günaydın** ne kadar acı çekersen çek ,sabah yine güneş doğuyor

Düşünmek yüreğimi öyle acıttı ki ağlayamadım bile!!!

kitabın kapağındaki 6 çizgi kader çizgisini temsil ediyor.. yüzlerce sayfa okuduğumuz karakterlerden tabiri caizse en embesilinin hayatta kalması ve "yaşamak" denen şeyin aslında abartıldığı kadar özelliklerle donatılmadığının ve en önemlisi ne olursa olsun devam etmeye programlı bir hayatta yaşadığımızın çok kısa bir özeti.. yaşamak cidden çok basit ve bir o kadarda tüyler ürpertici..

Umudumuzu yitirirsek nasıl yaşardık?

Ne kadar acı çekersen çek, sabah yine güneş doğuyor.

“Düşünmek yüreğimi öyle acıttı ki, ağlayamadım bile.”

''Her sabah uyandığımda tek endişem, bugünü nasıl geçirmeliyim diye düşünmek olurdu.''

"Nefret edecek bir sürü şey gelirdi aklıma ama sonunda yine kendimden nefret ederdim."

Mutlu olduğun sürece fakir olmak utanılacak bişey değildir

“İnsan, sevdiklerini kaybettikçe kendi içinde küçülür; ama küçüldükçe de yaşamaya devam eder.”

Düşünmek yüreğimi öyle acıttı ki, ağlayamadım bile.

Geçmişi düşündüğümde bazen üzülüyorum, bazen de içimi bir huzur kaplıyor.

Ölümden korkmuyordum; korktuğum, yaşamı yarım bırakmaktı.
“Geceleri yatağa uzanır ama uyuyamazdım. Nefret edecek bir sürü şey gelirdi aklıma, ama sonunda yine kendimden nefret ederdim”
“İnsanların unutmaması gereken dört kural vardır: yanlış söz söyleme, yanlış yatakta uyuma, yanlış eşikten girme, elini yanlış cebe atma.”
“Sıradan bir hayat en iyisi; onunla savaş, bununla mücadele et derken… sonunda hayatından oluyorsun.”
“İnsan ne kadar şanslı olursa olsun, ölmek istiyorsa hiçbir şey onu yaşatamaz.”
“Dışarıdan farklı görünseler de, ilişki ilerledikçe kadınların hepsi aynıdır.”
“Geçmişi düşündüğümde bazen üzülüyorum, bazen de içimi bir huzur kaplıyor.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş