
İnsan börek,ev,tarla filan satabilir ama kanını satmamalıdır.

Yu Hua’nın Kanını Satan Adam romanı, çocukken babasını kaybeden ve annesi tarafından terk edilen Xu Sanguan’ın zorlu hayatını izler. Dedesi ile amcasının büyüttüğü Xu, şehirdeki ipek fabrikasında genç bir işçi olarak çalışır. Amcasını ziyaret ettiği sırada kan satmaya giden iki arkadaşına katılır; elde ettiği paranın yalnız aile için harcanması gerektiğine inanarak evlenmeye karar verir.
Xu Yulan’la kurduğu ailede üç oğlu olur. Büyük oğlu Yile hakkında ortaya çıkan gerçek, Xu’nun babalık duygusunu ve aile içindeki yerini sarsar. Kültür Devrimi, kıtlık ve toplumu altüst eden başka dönemler boyunca ailesi ne zaman sıkışsa Xu yeniden kan satar. Damarlarından kan çektirmek, onun için hem geçim yolu hem sevdiklerini korumak adına ödediği bedeldir.
Xu Sanguan bütün yoksunluklara rağmen mücadeleden vazgeçmez. Yaşadığı tuhaflıklar ve gündelik çatışmalar, tarihsel felaketlerin sıradan insanların bedenlerine nasıl yüklendiğini gösterir. Yu Hua yalın cümlelerle aile, onur, fedakârlık ve hayatta kalma arasındaki bağı kurar. Kanın bedende dolaşması gibi Xu’nun tekrar eden satışı da roman boyunca kişisel yaşamı toplumsal tarihe bağlayan temel imgeye dönüşür.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

İnsan börek,ev,tarla filan satabilir ama kanını satmamalıdır.

“Şehvet bir an, acısı ömür sürer.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş