Selim İleri'nin Yalnız Evler Soğuk Olur romanında, yazara şaşırtıcı ölçüde benzeyen bir anlatıcı geçmişin evleri, sokakları ve insanları arasında dolaşır. Çocukluk anılarıyla kurmaca birbirine karışırken, anlatıcının yıllar önce yarattığı kişiler de geri döner. Aşk romanları yazarı Süha Rikkat başta olmak üzere bu hayali kahramanlar, kendilerine biçilen hayatların hesabını yazarlarından sorar; böylece anlatan ile anlatılan arasındaki sınır sürekli yer değiştirir.
Roman, Selim İleri'nin yarım yüzyılı aşan edebiyat dünyasına içeriden bakan bir veda ve yüzleşme metni gibi ilerler. Genç ölümler, kayıp evler, eski İstanbul, unutulmuş yazarlar ve yarım kalmış aşklar aynı hafıza alanında buluşur. Anlatıcının hatırladıkları doğrudan özyaşamöyküsü sayılmaz; metin tam tersine, kişisel anıların kurmacaya geçerken nasıl değiştiğini ve bir yazarın kendi karakterleri tarafından nasıl yeniden yazılabildiğini araştırır.
Yalnız Evler Soğuk Olur, olay örgüsünden çok seslerin geri dönüşüyle güç kazanan, üstkurmacalı bir romandır. Evlerin soğuğu yalnız fiziksel boşluğu değil, geçmişle bağın çözülmesini ve edebiyatın kaybolan insanları geçici olarak yeniden çağırma çabasını taşır. Eserin duygusal etkisi kesin bir kapanıştan değil, yaşam ile yazı arasındaki hesabın hiçbir zaman bütünüyle kapanmamasından doğar.