
Birinin kaç yaşında olduğu hiç fark etmez, neler görüp geçirdikleri önemlidir. İnsan yüz yaşına gelip de hiçbir şey görüp geçirmemiş olabilir.

Kazuo Ishiguro, Uzak Tepeler’de İngiltere’de yaşayan Etsuko’nun büyük kızı Keiko’nun ölümünden sonra geçmişe yönelen hafızasını izler. Etsuko’nun anlatısı, savaş sonrası Nagasaki’de tanıdığı Sachiko ile küçük kızı Mariko’ya ve hızla değişen bir toplumda verilen zor kararlara uzanır. İngiltere’deki bugün ile Japonya’daki anılar birbirini sürekli yeniden yorumlar.
Hatırlama burada güvenilir ve eksiksiz bir kayıt değildir. Etsuko’nun seçtiği ayrıntılar, annelik, kayıp ve yer değiştirme duygularını görünür kılarken sustukları da anlatının yönünü belirler. Sachiko’nun başka bir hayat kurma isteği ile Mariko’nun huzursuzluğu, Etsuko’nun kendi aile geçmişine doğrudan açıklamadığı bağlarla yaklaşır.
Ölçülü dil, duyguyu yükseltmek yerine boşluklarda biriktirir. Savaşın ardından yeniden kurulan şehir ile parçalanan özel hayatlar arasındaki benzerlik, belleğin yalnız geçmişi saklamadığını; suçluluk, özlem ve kendini koruma ihtiyacıyla onu değiştirdiğini düşündürür. Bu belirsizlik, Etsuko’nun geçmişe dönüşünü açık bir itiraftan çok, kayıpla yaşamanın dolaylı ve kırılgan bir biçimi hâline getirir. Sonunda ağırlık tek bir hatıranın doğruluğundan çok, insanın kendisi hakkında kurduğu hikâyenin neyi örttüğü sorusunda kalır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Birinin kaç yaşında olduğu hiç fark etmez, neler görüp geçirdikleri önemlidir. İnsan yüz yaşına gelip de hiçbir şey görüp geçirmemiş olabilir.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş