
Neden, neden hep olduğunuzdan başka türlü görünmek zorundasınız?

Görev duygusunun ardındaki kişisel kayıpları sessizce açığa çıkaran Kazuo Ishiguro'nun Günden Kalanlar romanı, İngiliz uşak Stevens'ın 1956 yazında çıktığı kısa yolculuğu izler. Darlington Hall'da yeni işverenine hizmet eden Stevens, eski kâhya Miss Kenton'ı ziyaret etmek üzere yola koyulurken Lord Darlington'ın yanında geçirdiği yılları hatırlar. Anılarında kusursuz meslek anlayışı, bastırdığı duygular ve efendisinin savaşlar arası dönemdeki siyasal tercihlerine duyduğu sadakat birbirine karışır. Yolculuk ilerledikçe Stevens'ın güvenilir görünen anlatısı, hangi olayları eksik değerlendirdiğini ve “vakar” adına nelerden vazgeçtiğini istemeden belli eder.
Ishiguro büyük hesaplaşmaları ölçülü cümleler, küçük tereddütler ve gecikmiş fark edişlerle kurar. Stevens ile Miss Kenton arasındaki yakınlık hiçbir zaman açık bir aşk anlatısına dönüşmez; mesleki dil, duygusal gerilimin hem perdesi hem kanıtı olur. Roman bu özel pişmanlığı, sorumluluğun yalnız emirlere sadakatle sınırlanıp sınırlanamayacağı sorusuna bağlar. Geçmişi yeniden anlatmak Stevens'a kaybettiklerini geri vermez, fakat kendi hayatının ahlaki payını ilk kez görmeye başladığı dar bir alan açar. Bu sınırlı farkındalık, sadakatin insanı kendi kararlarının sorumluluğundan bütünüyle kurtaramayacağını sessizce belirginleştirir.
Bookspace topluluğundan 4 gönderi

Neden, neden hep olduğunuzdan başka türlü görünmek zorundasınız?
"Düşünüyorum da, belki her şey daha iyi olurdu, Yüce Tanrı bizi -ne bileyim- bitkimsi bir şey olarak yaratsaydı. Yani toprağa sıkı sıkı gömülmüş olarak. O zaman savaşlarla, sınırlarla ilgili bu saçmalıkların hiçbir önemi olmazdı."

Neden, neden hep olduğunuzdan başka türlü görünmek zorundasınız?

“Neden, neden hep olduğunuzdan başka türlü görünmek zorundasınız?”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş