
Tanrı mucizelerle ilgilenmez. Zaten yaşam uzun süren bir mucizedir. Mucize arayışına ancak delicesine aşık olduğunda girersin.

Geç yaşın uykusuz gecelerini aşk, resim ve hatırayla yan yana getiren Henry Miller'ın Uykusuzluk / Insomnia adlı anlatısı, yazarın Hoki Tokuda ile karşılaşmasının çevresinde gelişir. Miller yetmişli yaşlarında tanıdığı bu genç caz piyanistine duyduğu yakınlığı yalnız bir ilişki hikâyesi olarak kaydetmez; uykunun çekildiği saatleri kendine, yaşlanmaya ve üretme arzusuna bakılan bir alana dönüştürür. Metne eşlik eden Insomnia suluboya dizisi de duygusal deneyimin yazı ile görüntü arasında nasıl biçim kazandığını gösterir. Anlatının odağı, olayların kronolojisinden çok sevginin zaman duygusunu değiştirmesinde ve yaratıcı uğraşı yeniden harekete geçirmesindedir.
Kısa hacmine karşın eser, otobiyografik tanıklık ile sanat üzerine düşünceyi birbirinden ayırmadan ilerler. Miller'ın doğrudan ve yer yer taşkın sesi, yaşlılık hakkında ağırbaşlı bir bilanço çıkarmak yerine arzu, kıskançlık, yalnızlık ve çalışma enerjisi arasındaki geçişleri izler. Hoki Tokuda'nın yaşam öyküsü bütünüyle anlatının konusu yapılmaz; onunla kurulan bağ, yazarın kendi kırılganlığını ve resme yönelişini anlamasının ekseni olur. Uykusuzluk / Insomnia, bedenin sınırları belirginleşirken sanatın gündelik zamanı dönüştürme gücüne ilişkin kişisel bir kayıt sunar.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

Tanrı mucizelerle ilgilenmez. Zaten yaşam uzun süren bir mucizedir. Mucize arayışına ancak delicesine aşık olduğunda girersin.

İLKİN KIRIK bir ayak parmağıydı sorun, sonra kırık bir yüz ifadesi, en sonunda da kırık bir kalp. Ancak bir yerde de söylediğim gibi insan kalbi çok dayanıklıdır, yok edilemez; kırıldığını ancak belleğinde canlandırabilirsin.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş