
Geleceğin yolları pusularla doluysa, takınılacak en berbat tavır, her şey çok güzel olacak diye mırıldana mırıldana gözü kapalı ilerlemek olacaktır.

Amin Maalouf, Uygarlıkların Batışı kitabında insanlığı buzdağını gördüğü hâlde yoluna devam eden bir gemiye benzetir. Lübnan’ın çokkültürlü yapısında yetişen yazar, farklı toplulukların birlikte yaşamasının önemini savunduğu düşünce çizgisini burada daha karamsar bir noktaya taşır. Ölümcül Kimlikler ve Çivisi Çıkmış Dünya ile başlayan sorgulama, çağdaş uygarlığın yönünü kaybettiği tespitinde yoğunlaşır.
Amerika Birleşik Devletleri süper güç konumunu korusa da ahlaki inandırıcılığını yitiren bir aktör olarak değerlendirilir. Sınırları kaldırmayı amaçlayan umut verici bir proje olarak doğan Avrupa Birliği parçalanma tehdidiyle karşı karşıyadır. Arap-Müslüman dünyası, umutsuzluk ve herkesin kendisinden nefret ettiği yanılsaması içinde dış dünyaya kapanır. Çin, Hindistan ve Rusya ise silahlanma dâhil farklı alanlarda yeni süper güç olma yarışına girer.
Teknolojik ilerlemenin büyüsü, bu siyasal ve kültürel çözülmeyi gizlemeye yetmez. İklim felaketleri, etnik düşmanlıklar, kaybolan özgürlük hayali ve ortak pusulasını yitiren insanlık aynı krizin parçalarıdır. Maalouf, tek bir bölgeyi suçlamak yerine birbirine bağlı uygarlık alanlarının eşzamanlı gerilemesini inceler ve çokkültürlü diyalog zayıfladığında küresel geleceğin neden ortak bir batış tehlikesine sürüklendiğini tartışır.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

Geleceğin yolları pusularla doluysa, takınılacak en berbat tavır, her şey çok güzel olacak diye mırıldana mırıldana gözü kapalı ilerlemek olacaktır.

bir anlamda, insanlık gemisinin kaptan köşkü sular altında kalmış, tüm insanlık batıyor.
“insan özgürlük ile mutluluk arasın da seçim yapmak zorundaydı ve büyük çoğunluk mutluluğu seciyordu”
“ölçü güllerin bellegiyse, bir bahçıvanın öldüğü asla görülmemiştir.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş