
Yaraların hissedilmesi için tanımlanmaya ihtiyaçları yoktur.

Bir insanı gerçekten tanımlayan nedir? Amin Maalouf, Ölümcül Kimlikler’de bu soruyu tek bir köken, inanç ya da toplulukla yanıtlamanın tehlikelerini inceler. İnsanların içlerinde doğuştan verilmiş ve hiç değişmeyecek tek bir öz taşıdığı düşüncesine karşı çıkar. Ona göre kimlik, hayat boyunca edinilen bağların, seçimlerin, deneyimlerin ve yakınlıkların birlikte biçimlendirdiği hareketli bir bütündür.
Kitap, aidiyetlerin tek başına sorun olmadığını; içlerinden biri mutlaklaştırılıp diğerlerinin önüne geçirildiğinde çatışmanın büyüdüğünü gösterir. Kişi yalnızca dini, milliyeti, dili veya ailesi üzerinden okununca yaşamının geri kalan yönleri görünmezleşir. Böyle bir daralma, insanı hem başkalarına karşı sertleştirebilir hem de kendi çoğulluğuna yabancılaştırabilir. Maalouf, kimlik tartışmasını soyut bir tanım arayışından çıkarıp insanların birbirini nasıl gördüğü ve dışladığı sorusuna bağlar.
Yazarın yaklaşımı, farklı aidiyetler arasında seçim yapmaya zorlanan bireyin deneyimine dikkat kesilir. Bir insanın geçmişi kadar benimsediği değerler ve kurduğu ilişkiler de kimliğinin parçasıdır. Bu bakış, ortak bir gelecek kurmanın herkesi aynılaştırmakla değil, her bireyin karmaşık yapısını tanımakla mümkün olabileceğini düşündürür. Sonuçta kimliğin nasıl bir savunma aracına, bir duvara veya şiddet gerekçesine dönüşebildiği sorgulanırken çoğul aidiyetlerin birlikte yaşama imkânı da araştırılır.
Bookspace topluluğundan 3 gönderi

Yaraların hissedilmesi için tanımlanmaya ihtiyaçları yoktur.
İnsanlar babalarından çok zamanlarının çocuklarıdırlar.

İnsanlar babalarından çok zamanlarının çocuklarıdırlar.
“Başımıza gelenler hep biraz da başkalarının hataları yüzündendir, başkalarının başına gelenlerde daima biraz bizim hatamızdır”
“Yaraların hissedilmesi için tanımlanmaya ihtiyaçları yoktur.”
“İnsanlar babalarından çok zamanlarının çocuklarıdırlar.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş