
harika bir kitap...

Elif Şafak’ın Ustam ve Ben romanında Çota adlı fil ile onun gizemli bakıcısı Cihan, Hindistan’dan 16. yüzyıl İstanbul’una gelir. Şehrin saray, sokak ve yapı dünyasıyla karşılaşan Cihan, kısa süre sonra büyük Osmanlı mimarı Sinan’ın çırağı olur. Filine duyduğu bağlılık ile yeni ustasının yanında öğrendikleri, onu hem kişisel hem mesleki bakımdan değişen bir hayatın içine taşır.
Sinan’ın çevresinde yürütülen mimari çalışmalar, Cihan’a yapı kurmanın teknik bilgisinden daha geniş bir düşünme alanı sunar. İstanbul’un dönüşen görünümü, ilerleme isteğiyle geleneğin koruyucu gücü arasındaki çatışmayı yansıtır. Cihan bir yandan Hindistan’dan getirdiği geçmişini ve Çota’yla bağını korurken diğer yandan Osmanlı dünyasında kendisine yeni bir yer edinmeye çalışır.
Ustalık ve çıraklık ilişkisi, bilginin kuşaklar arasında aktarılmasını ve değişimin hangi bedellerle mümkün olduğunu sorgular. Şafak, tarihsel İstanbul’u farklı kültürlerin karşılaştığı canlı bir mekân olarak ele alır. Çota, Cihan ve Sinan’ın kesişen hikâyesi; aidiyet, emek, mimari yaratıcılık ve Türkiye’de güncelliğini sürdüren ilerleme ile gelenek karşıtlığı çevresinde gelişir. Bu karşılaşma şehrin değişen yüzünü de yansıtır.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

harika bir kitap...

ne verirsen elinle o gelir seninle
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş