Gürsel Korat'ın Unutkan Ayna romanı, 12 Haziran 1915'te Nevşehir'de sıradan görünen bir günle açılır. Uykulu şehir günlük alışkanlıklarını sürdürürken İstanbul'dan gelecek bir telgraf henüz kimsenin bilgisi dışındadır. Bu sakin başlangıç, okuru yaklaşan tarihsel kırılmanın hemen öncesine yerleştirir.
Telgraf, şehirde yaşayan bütün Ermenilerin on gün içinde Suriye'ye gönderilmesini emreder. Merkezden gelen kısa bir karar, komşulukları, evleri ve yıllardır kurulmuş hayatları bir anda belirsizliğe sürükler. Merkezî gerilim, büyük tarihin küçük bir şehirdeki insanlara nasıl ulaştığı ve gündelik düzeni ne hızla dönüştürdüğü üzerinden kurulur.
Unutkan Ayna, tehcir kararının eşiğindeki Nevşehir'e odaklanan tarihî bir romandır. Sakin bir gün ile yaklaşan zorunlu yer değiştirme arasındaki karşıtlık, hafıza ve unutma meselelerini öne çıkarır. Korat, geçmişi tarihler ve emirlerle sınırlamaz; o kararların içine düştüğü yerel hayatın atmosferini de görünür kılar. Kararın ilanından önceki olağanlık ile ardından beliren zorunluluk arasındaki mesafe, şehir belleğinin ne kadar kırılgan olduğunu gösterir. Eser, bir şehrin hafızasının resmî kararların ötesinde insan ilişkileriyle taşındığını hissettirir.