
Gece vakti kurşuna dizilen Yakub Cemil'in direnerek yere çöküşü, Üç Aliler Divanı'nın siyasal hafızaya açılan sert eşiğidir. Yılmaz Karakoyunlu bu sahneden hareketle, eski iktidar ilişkilerinin yeni Cumhuriyet içinde nasıl devam ettiğini araştırır. Bir rejimin ilanı, geçmişte aynı safta ya da karşı cephede bulunmuş kişilerin hesaplarını kendiliğinden kapatmaz; aksine yeni düzenin sınırlarını belirleyen başka çatışmalar üretir.
Romanın tarihsel hattı Atatürk'e yönelik suikast girişimine ve Cumhuriyetçiler ile İttihatçıların hesaplaşmasına uzanır. Cumhuriyet'in şemsiyesi altında toplanan güçler, “cumhuriyet” kavramına aynı anlamı vermez. Kimin yeni düzenin meşru temsilcisi sayılacağı, hangi geçmişin tasfiye edileceği ve siyasal sadakatin nasıl ölçüleceği anlatının temel gerilimini oluşturur. Yakub Cemil'in kurşuna dizilişi, bu geniş hesaplaşmanın kişisel bedelini daha başlangıçta görünür kılar.
Karakoyunlu, tarihsel kişileri yalnız kronolojik olayların adları olarak kullanmaz; iktidar değişiminin insan iradesi, bağlılık ve korku üzerindeki etkisini dramatik sahnelerle öne çıkarır. Üç Aliler Divanı, yakın tarih romanlarında siyasal fikirlerle kişisel kaderlerin kesişmesini arayan okura yönelir. Suikast, tasfiye ve rejim tartışması, Cumhuriyet'in kuruluş dönemini tek sesli bir zafer anlatısından çıkarıp iç hesaplaşmaları olan bir dönüşüm süreci olarak düşünmeye çağırır.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş