
İstanbul'da biriken kalabalığın huzursuz bekleyişi, Güz Sancısı'nda kısa sürede denetimden çıkan toplumsal şiddetin başlangıcına dönüşür. Taksim'e doğru yürüyen gruplar geçtikleri yerleri yakıp yıkar; vitrinler parçalanır, eşyalar sokağa saçılır ve dükkânlar ateşe verilir. Bazı esnaf millî simgelerle kendini korumaya çalışırken kent, komşuların birbirine yabancılaştırıldığı bir korku alanına dönüşür. Yönetimin sınırlı bir gözdağı olarak tasarladığı düşünülen hareketin savaş alanı yaratacak ölçüde büyümesi, siyasal hesap ile gerçek insan kaybı arasındaki uçurumu açığa çıkarır.
Yılmaz Karakoyunlu, Güz Sancısı'nda 6-7 Eylül Olayları'nı roman kurgusu içinde ele alır. Rum, Ermeni ve Yahudi azınlıkların maruz kaldığı saldırılar ve ülkelerini terk etmeye zorlanmaları, tarihsel olayın toplumsal sonucunu belirler. Kalabalığın coşkusu ile yağmanın yıkıcılığı yan yana verilirken bireysel sorumluluğun kitle içinde nasıl silikleştiği sorgulanır. Roman, yakın tarihin bu karanlık dönemini soyut bir siyasal tartışma olarak bırakmaz; sokak, mağaza ve mahalle görüntüleriyle somutlaştırır. Güz Sancısı, şiddetin hazırlanması, yayılması ve çokkültürlü şehir hayatında açtığı kalıcı yaraları anlatan tarihsel bir romandır. Hafızayla yüzleşme anlatının sonuna kadar önemini korur.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş