Haruki Murakami’nin Tuhaf Kütüphane adlı öyküsü, yalnızca kitap ödünç almak için girdiği kütüphanede akıl almaz bir tuzağa düşen yalnız bir çocuğu izler. Çocuk, Osmanlı vergi tahsildarları üzerine zor bir kitap ister; fakat metni şaşırtıcı bir kolaylıkla okumaya başlayınca kendisini İstanbul sokaklarında vergi toplayan İbn Armut Hasır gibi hayal eder. Meyve, tavuk, kahve ve tütün kokularıyla dolu bu canlı dünya, kütüphanenin ürkütücü gerçeğiyle keskin bir karşıtlık oluşturur.
Korkunç yaşlı adam çocuğu binanın gizli bölümünde hapseder ve bilgiyle dolduğunda beynini yemeyi planlar. Çocuğun kaçış umudu, tuhaf davranışlı Koyun Adam ile gizemli bir kızın yardımına bağlıdır. Bir yandan kitabı okumayı sürdürmesi, diğer yandan karanlık koridorların kurallarını çözmesi gerekir. Her yeni ayrıntı, merakın hem özgürleştirici hem tehlikeli olabileceğini hissettirir.
Masal ritmiyle ilerleyen anlatı, çocukluk korkularını, yalnızlığı ve otorite karşısındaki çaresizliği gerçeküstü imgelerle işler. Tuhaf Kütüphane, kısa hacmine rağmen kitapların açtığı dünyalar ile insanı kapatan mekânlar arasındaki gerilimi yoğunlaştırır. Murakami’nin gündelik olanı rüyaya dönüştüren üslubu, kaçış macerasını hafif mizah, karanlık ve unutulmaz bir kütüphane atmosferiyle birleştirir.