
"Belki aptallık bütün bunlar, yaşamdan bunca beklentin olmadığı için, benden daha iyisin."

Dino Buzzati'nin Tanrıyı Gören Köpek seçkisi, gündelik hayatın tanıdık düzenine açıklanamaz bir olay, beklenmedik bir korku ya da tuhaf bir toplumsal baskı yerleştiren öyküleri bir araya getirir. Başlık öyküsündeki köpek çevresinde oluşan inanç ve tedirginlik, insanların kutsal saydıkları şeylerle çıkarları arasındaki çelişkiyi ironik biçimde açar. Seçkinin başka metinlerinde de sıradan mekânlar bir anda gerçek ile düş arasındaki sınırın inceldiği sahnelere dönüşür. Buzzati fantastik öğeyi kaçış için değil, insan zaaflarını ve kalabalığın davranışını daha görünür kılmak için kullanır. Seçki, farklı dönem ve kaynaklardan gelen metinleri Türkçe bir okuma bütünü içinde buluşturur. Ortak bağ, tek bir karakterden çok Buzzati’nin gündelik gerçekliği sarsan anlatı tavrıdır.
Kısa ve ölçülü anlatım, olağanüstü olanı uzun açıklamalarla çözmek yerine okurun zihninde süren bir huzursuzluk yaratır. Yalnızlık, bekleyiş, suçluluk ve toplumsal uyum baskısı farklı öykülerde değişen yoğunluklarla belirir. İroni, karakterleri uzaktan yargılamaz; onların korku karşısında geliştirdiği küçük savunmaları da hesaba katar. Tek tek öykülerin sonlarını açmayan bu seçki portresi, Buzzati'nin modern hayatın görünür yüzeyinin altında saklanan kaygıyı sade ama kalıcı imgelerle kurduğunu gösterir.
Bookspace topluluğundan 19 gönderi

"Belki aptallık bütün bunlar, yaşamdan bunca beklentin olmadığı için, benden daha iyisin."

“Seninle bir kasım günbatımında, gökyüzü tam billur gibiyken, kol kola kentin büyük caddelerinde yürüyebilsem."

"Çalışıp çabalamakla geçen, sıkıntısız ve rahat bir hayatın verdiği kıvanç şüphesiz büyüktür ama, uçurumun cezbesi daha baskındır."

"Artık ciddi bir insan oldum. Vergi yükümlüsüyüm."

"Ne kadar yol alırsam alayım hiçbir zaman sona ulaşamayacağım korkusu içimi kemiriyordu."

"Huzursuzluk baş gösterdi mi tasarlananlar alt üst olur, en umutsuz düşünceler sinir bozucu bir karışıklık içinde birbirini kovalar."

"İş güçle geçip giden her günkü hayatıma devam ediyorsam da iç huzurumu kaybetmiş bulunuyorum."

"Ne günah varsa hepsini işledim...hepsini ekleyin."

"İnsan ne kadar çok elde ederse o kadar çok istiyor."

"Yüce Tanrı, bazı şeylerin olmamasını ister ama engelleyemez bunları, çünkü kendisi kararlaştırmıştır."

"... ne yapmayı başardım ben?"

"Siz insanlar, bir çeşit utançla bağlı tutuyorsunuz kendinizi… Kendi kendinizi kötü göstermek istiyorsunuz, hem de aslında olduğunuzdan çok daha kötü, dünya böyledir işte!"

"– Fakat?… bugünkü gazetede… üçüncü sahifede… benim ölüm haberim var…"

"Gençlik, sanki hep sürüp gidecekmiş, sonu hiç gelmeyecekmiş gibi görünen çaçaron ve amansız bir mevsimdi."

"Bir bahar günü, kül rengi gökyüzü altında, rüzgar sokaklarda geçen yıldan kalma üç-beş eski yaprağı sürüklerken, kenar mahallelerde dolaşsam seninle; günlerden de pazar olsa."

İkindi vaktiydi daha, oldukça güneşliydi hava. Sokakta biriyle karşılaştım. “Günaydın” dedim. Baktı bana ve “İyi akşamlar” cevabını verdi.

"Beni suçlayınca İsa'ya yaranacaklarını mı sanıyor bu salaklar?"

"İstemeyenler için, Tanrı'nın varlığı büyük bir yüktü."

"Kırk yaşından sonra ihtiyardı insan. Yeni kuşaklar ihtiyarlara karşı amansız bir nefret duyuyordu. Belirsiz bir iç tepki torunları dedelere, oğulları babalara başkaldırtıyordu. Hem dahası var: Dünya dünya olalı gençliğe özgü can sıkıntısından, düş kırıklığı ile mutsuzluklarından sanki onlar sorumluymuş gibi eski kuşaklara karşı vahşi bir kin güden çeşit çeşit kulüpler, dernekler, mezhepler türemişti ortalıkta."
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş