
İnsanların birbirini ve kendini görme biçimi, Tanrı Beni Görüyor mu?'daki anlatıların ortak huzursuzluğunu besler. Murat Gülsoy, şehir ile gündelik hayatın dar bir köşeye sıkıştırdığı kişilerin kaçma, hayal kurma, düşünme ya da mücadele etme çabalarına kulak verir. Bu kişiler yazının içinden görülmek, sayılmak ve bilinmek ister; sesleri kimi zaman bir yardım çağrısı, kimi zaman kendi yanılgılarını çözme denemesidir.
Bulanık bir aşkın hayatın anlamını buldurduğuna inanan anlatıcı, başkasının suskunluğu karşısında kendi bakışının sınırlarıyla yüzleşir. İnsan yalnız kendi gözleriyle yanılabilir; başka bir zihne bütünüyle ulaşma isteği bu yüzden hem zorunlu hem imkânsız görünür. Şehirden, akıldan ve alışılmış anlam düzeninden uzaklaşma arzusu, iç boşluğa doğru büyüyen ağaçlar gibi tekinsiz imgelerle belirir.
Farklı anlatım biçimlerini araştıran koleksiyon, parçalı zihin hallerini tek bir açıklamaya kapatmaz. “Zihnin yangın yerinden kurtarılmış parçalar” düşüncesi, metinlerin kırılgan ve irkiltici yapısını özetler. Modern şehir insanının görünmezlik, yalnızlık ve anlam arayışını biçimsel denemelerle okumak isteyenler için geniş, huzursuz ve düşündürücü bir alan açar.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş