Osmanlı döneminde surnâmeler, padişah ailesinin düğünlerini, sünnet törenlerini ve günlerce süren büyük şenlikleri kayda geçiren gösterişli eserlerdi. Aziz Nesin bu geleneği Cumhuriyet dönemine taşıyarak resmî törenleri, açılışları, davetleri ve toplumsal gösterişi hicvin konusu haline getirir. Tarihsel biçimin görkemi ile modern hayatın kendini sergileme tutkusu yan yana geldiğinde, değişen rejime rağmen süren alışkanlıklar görünür olur.
Anlatıcı, geçmişin saray eğlencelerini uzaktan seyretmekle yetinmez; Cumhuriyet yıllarında yapılan nişanları, düğünleri ve şaşaalı kutlamaları çağdaş bir surnâmenin malzemesi sayar. Bu karşılaşma törenlerin kim için düzenlendiği, masrafın kime kaldığı ve halkın gösteride nasıl konumlandırıldığı sorularını öne çıkarır. Neşeli bir olayın kaydı gibi başlayan anlatım, güç, servet ve itibar ilişkilerini açığa çıkaran toplumsal bir panoramaya dönüşür.
Surnâme’nin mizahı, eskiyle yeniyi basitçe karşı karşıya koymak yerine aralarındaki sürekliliği yakalar. Aziz Nesin abartı, ironi ve gündelik dil aracılığıyla resmî ciddiyetin arkasındaki çıkarları gösterir. Ortaya çıkan “Cumhuriyet Surnâmesi”, kutlamaların parlak yüzünün ardında eşitsizlikleri ve gösteriş merakını okuyan keskin bir hicivdir.