
Akça'yı dedesi bilen Aykut, çocukluğundan beri bir akıncı olarak yetiştirilir; fakat geçmişine ilişkin öğrendiği gerçek, kimliğini ve geleceğini bir anda değiştirir. Yavuz Bahadıroğlu'nun Sunguroğlu romanında genç kahraman, Sungur Alp'in oğlu olduğunu ve babasının Bizans şövalyesi Selikos tarafından öldürüldüğünü öğrenince Sunguroğlu adını alır. Bu yeni ad, hem aile mirasını hem de peşine düşeceği hesabı temsil eder.
Atı Şahin ve köpeği Düka'yla Söğüt'ten ayrılan Sunguroğlu, geride Akça'yı, nineyi ve kendisine bağlı Nilüfer'i bırakır. Serhat boylarına uzanan yolculukta Orhan Gazi'nin hizmetinde görevler üstlenir; heyecanlı Çimpeli İbrahim ve Bizans'tan kovulan zeki Köse Papaz Josef'le bir ekip kurar. Selikos'un izini sürmek, kişisel intikam isteğiyle daha geniş tarihî sorumlulukları sürekli yan yana getirir.
Yazarın ilk romanı olan Sunguroğlu, bireysel köken arayışını Osmanlıların Rumeli'ye geçiş dönemindeki tarihî olaylarla birleştirir. Macera yapısı, yolculuklar, görevler ve yeni dostluklarla genişlerken kahramanın cesareti kadar sadakati ve kararları da sınanır. Hikâyenin sonucu açıklanmadan bakıldığında temel soru, Aykut'un geçmişten gelen öfkeyi Sunguroğlu olarak üstlendiği görevlerle nasıl dengeleyeceğidir. Roman, serinin kahramanını doğuran bu dönüşümü hareketli bir tarihî kurgu içinde izler.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş