
Ben bir rastlantıyla okuma olanağı bulmuştum. Açların, çıplakların, okuyamayanların yerini, şans bize gülmüş, biz doldurmuştuk. Peki bana bunları kim veriyor diye sorduğumda, o günlerdeki yanıtım ‘devlet’ oluyordu. Daha sonra, ‘devlet kimi temsil ediyor’ sorusuyla asıl karşılığı da buldum: Halk veriyordu. Türkiye gibi okuyamayanların milyonları bulduğu bir ülkede, okuyabilenleri aslında halk okutuyordu. Bunu biyere geldikten sonra herkesin düşünmesi gerekiyor. Bu borç ödenmez, ama ödemeye çalışmak gerekiyor.Sanat politikasını, yerinden kıpırdamadan göbek sallanan tvist dansı sananlar, Türk tiyatrosuna yaptıkları şerefli hizmetleri yadsıyan nankörler olduğumuzu sanmasınlar. Atatürk, "Efendiler!" şunu, şunu, şunu olursunuz "ama sanatkâr olamazsınız!" demiş ya, bunlar da olmuşlar işte... Günün birinde Türk tiyatro tarihi, sanat adına yapılan bütün bu maskaralıkları elbette yazacaktır. Ve Türk tiyatro tarihinin onlara bir sorusu olacak: Türk tiyatrosunu bugünkü aşamaya ulaştırmakla övünenler, niçin Türk tiyatrosunu bugünkü yerinde bıraktılar da daha ileri bir aşamaya getirmediler? "Tiyatroda cinayet” adlı yazıdan Aziz Nesin'in tiyatro, sinema, şiir, karikatür ve genel olarak sanat üstüne yazıları ilk kez bu kitap içinde toplanarak okuyucuya sunuluyor. Aziz Nesin'in dünyanın sayılı gülmece yazarlarından biri olmakla kalmayıp ne denli önemli bir düşün adamı olduğunu bu kitapta bir kez daha göreceksiniz.Mete Tuncay, yayımlamakta olduğu "Tarih ve Toplum” dergisi için benden, içinde yaşayarak tanığı olduğum 6/7 Eylül olaylarını (faciasını) yazmamı istedi. Mete Tuncay çok sevdiğim ve değer verdiğim bir genç bilimcidir. 6/7 Eylül olaylarını hemen yazmaya başladım. Niyetim, dört-beş sayfalık bir yazı yazmaktı. Yazdıkça gördüm ki, o korkunç olaylar bu dar sınıra sığdırılamıyor. 6/7 Eylül olaylarını Böyle Gelmiş Böyle Gitmez dizisinin biçiminde ve geniş olarak yazdım. Böylece yazdıklarım, özyaşamöykümün bir parçası oldu. Çok kısa özeti "sabah” gazetesinde tefrika edilerek bu yazılarım parasal bakımdan da değerlendirildi. "Sabah”ta tefrika edilmeyen bölümleri de, istediği biçimde kullanması için Mete Tuncay’a verdim. 6/7 Eylül olaylarını anlatan bu yazılarımı Salkım Salkım Asılacak Adamlar adlı bu kitapta derledim. O salkım salkım asılacak adamlardan biri de bendim.Yazmak için özellikle zaman geçsin istedim, bekledim. Çünkü olayları anlatırken kişisel duygularıma kapılmak, yapılan baskının etkisinde kalmak istemedim. Elimden geldiğince yansız kalarak, polisçe gözaltında tutulduğum ve sürekli sorguya çekildiğim saatleri bütün ayrıntılarıyla anlatacağım. Otuzaltı saat gözaltında kalmak ve yedibuçuk saat sürekli sorguya çekilmek, bizdeki biçimsel demokraside olağanüstü bir olay sayılmaz, bundan çok daha kötü olaylar olağandır. Ancak bir özelliği olan, polislerin evimi arama, kitap ve yazılarımı alma, beni gözaltında tutma olayının, en küçük ayrıntılarının bile öğrenilmesinde yarar olduğu düşüncesinde olduğumdan bunları yazmaya gereksindim. Anlatacaklarım ya doğrudan yada dolaylı olarak çok kimseyi ilgilendirmektedir.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş