
Jean-Christophe Grangé’nin Sisle Gelen Yolcu romanı, Bordeaux’da bir trenin yakınında bulunan cesetle ve olay yerine çağrılan psikiyatr Mathias Freire’la açılır. Freire, travmatik olayların ardından belleğinde boşluklar ve farklı kimliklere ait izler keşfederken soruşturma da başka cinayetlerle genişler. Kendisini izleyen tehlikeden kaçmak için geçmişini araştırması gerekir; fakat ulaştığı her bilgi, kim olduğuna dair yeni bir kuşku yaratır. Polis soruşturması ile parçalanmış benlik anlatısının iç içe geçmesi, gerilimi katilin kimliğinin yanı sıra, anlatıcının güvenilirliğine de bağlar.
Grangé şehirler ve ülkeler arasında ilerleyen kovalamacayı psikiyatri, hafıza ve suç tarihine ilişkin sorularla besler. Romanın hızlı ritmi, her açıklamanın bir sonraki kimlik katmanını açtığı uzun bir araştırma yapısına dayanır. Sisle Gelen Yolcu, geçmişi bilmenin kişiyi mutlaka özgürleştirmediğini; hafızanın hem korunma aracı hem de manipülasyon alanı olabileceğini gösterir. Bu dönüşüm polisiye bilmeceyi, insanın kendi yaşam öyküsüne ne ölçüde sahip olabildiğine ilişkin karanlık bir sorgulamaya dönüşür. Freire’ın kendi geçmişini soruşturmanın nesnesi hâline getirmesi, klasik dedektif ile şüpheli arasındaki sınırı da sürekli yerinden oynatır.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“İnsan bir anda, şimdiki zamanın çok eski, bir asırdan çok daha eski olduğu ve çoktan sona erdiği belirsiz bir geleceğin içindeymiş gibi bir duyguya kapılıyordu..”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş