Alain de Botton'un Seyahat Sanatı kitabı, seyahat etme eylemine gündelik alışkanlıkların ötesinden bakar. Farklı şehirler, farklı yazarların hayalî rehberliği eşliğinde dolaşılır; yolculuğun uyandırdığı duygular kentlerin kokuları ve görüntüleriyle birleşir. De Botton için seyahat, tatil programının ya da iş rutininin gerektirdiği basit bir ulaşım aracı değildir. Ruhu dinlendiren, dikkati tazeleyen ve insanın çevresiyle ilişkisini iyileştiren bir etkinliktir.
Kitabın yaklaşımı, gidilen yer kadar bakma biçimine de önem verir. Uzaklara yönelmek yeni manzaralar sunarken yazarların rehberliği bu manzaraların nasıl okunabileceğini gösterir. Yolculuk trende, otobüste ya da uçakta kilometreler aşarak gerçekleşebilir; insan koltuğundan kalkmadan okurken de başka yerlere açılabilir. Hareket bu sayede fiziksel mesafeyle sınırlı olmayan zihinsel bir deneyim kazanır. Okur, tanıdık çevresine bile yolcu dikkatiyle bakmanın ayrıntıları değiştirebileceğini fark eder.
Seyahat planı yalın bir öneriyle özetlenir: gidilecek yer uzaklar, rehberler ise yazarlardır. Bu düzen, klasik gezi kılavuzunun pratik tavsiyelerinden farklı bir rota kurar. Seçilen edebî eşlikçiler, manzarayı hazır yargılar yerine merakla izlemeye yardım eder. Yolun iyileştirici yönü, uzaklığın kendisinden çok dünyaya yeniden dikkat kesilmekte belirir. Okur, nereye gideceğinden önce neden yola çıktığını ve karşılaştığı yerlere nasıl dikkat göstereceğini düşünmeye çağrılır.