
İnsanlar olmayacak masallar anlatıp çocukların her şeye inanacağını zannediyorlar.

Çevresindeki yoksulluğa hayalleriyle meydan okuyan afacan Zezé, ailesi maddi imkânsızlıklar nedeniyle yeni bir eve taşındığı zaman orada karşılaştığı ilk canlıyı bir şeker portakalı fidanını arkadaş edinmeyi başarır. Bu fidan onun sırdaşı ve yoldaşı olacaktır. Brezilyalı yazar José Mauro de Vasconcelos’un, “Yirmi yıl içimde taşıdım,” dediği ve on iki günde yazdığı Şeker Portakalı, okuyan herkese saflık, şefkat ve acı konusunda dersler vermeye devam eden bir klasik, gençlik edebiyatının yapıtaşlarından biri.
Bookspace topluluğundan 221 gönderi

İnsanlar olmayacak masallar anlatıp çocukların her şeye inanacağını zannediyorlar.

Tesadüflere ihtiyaç var, plansız ve zamansız gelen güzelliklere. 🌸

Gözlerim kapalı, yüreğim açık. Zezé olmak bazen çok zor. Büyümek, içimdeki çocuğu öldürmek mi demek?

“Emin olma duygusunu çok özledim. Nereye elimi atsam şüphe.”

Hiçbir şey beklemiyorum. Böylece hayal kırıklığına uğramıyorum.

Hiçbir şey beklemiyorum. Böylece hayal kırıklığına uğramıyorum.

Bir şey daha var. Küçük şeker portakalı fidanını hemen kesmeyecekler. Kesildiğinde de sen çok uzaklarda olacaksın, fark etmeyeceksin bile.

Bilesin ki kalbimiz kocaman olduğu sürece sevdiğimiz her şey içine sığar.

Dışarıdan hiç yol gitmemişim gibi duruyor ama içimden üç yüz elli kilometre koştum...

Emin olma duygusunu çok özledim. Nereye elimi atsam hep şüphe..

İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.

Bazen beklemek lazım en güzeli için!!!
Tesadüflere ihtiyaç var, plansız ve zamansız gelen güzelliklere..

"acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey."

“Bir kış sabretmişsin de tam çiçek açacakken dolu vurmuş gibi oluyor bazen hayat.”

Acı çekmek ne demekmiş şimdi anlıyorum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi.
Birini sevmeyi bıraktığında, içinde ölmeye başlar.

"Neyi bekleyeceğiz, Zezé?" "Gökyüzünden güzel bir bulutun geçmesini."

Biliyor musun, insanları öldürüyorum Portuga. Bunu nasıl yapıyorsun Zeze? Onları unutarak.

📙Acıların insanı olgunlaştırdığı doğru değildir; yalnızca yaralar insanı daha sessiz yapar.. ▶️▶️

Ben şuna inanıyorum . sevgi insana her şeyi yaptırabilir , bir de sevgisizlik💜

Emin olma duygusunu çok özledim. Nereye elimi nereye atsam şüphe...

"Bir kış sabretmişsin de tam çiçek açacakken dolu vurmuş gibi oluyor bazen hayat."

Canın yanmış , gülümsemişsin . Kimse anlamamış . Öyle bir yer ☺️☺️
“Büyüdüğümü nasıl anlayacağım Portuga? "Her şey olabilir deyip, olan hiçbir şey seni şaşırtmadığında.”
“Uyuyalım, insan uyudumu herşeyi unutur." "Ağlarsam ayıp olur mu? Ağlamak asla ayıp değildir,sersem. Niye ki? Bilmem, henüz alışamadım. İçimdeki kafes bomboş kaldı sanki..”
“psikoloji iyileştirecek kitaplar önerebilir misiniz veya kaynolmuşluk sendromundan nasıl kurtulabilirim”
“Hepimiz büyüktük. Küçük küçük parçalarla, ayni üzüntüden payini alan büyük ve üzgün kisiler.”
“Bir kış sabretmissin de tam çiçek açacakken dolu vurmuş gibi oluyor bazan hayet”
“+Neyi bekliyoruz Zeze? -Gökyüzünden güzel bir bulutun geçmesini.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş