
Askerlik rütbe ve elbise değil, ruhtur.

Tarihî bir romanın eşiğinde açılan Ruh Adam, kısa süre sonra okuru yoğun semboller ve tabiatüstü olaylarla örülü farklı bir anlatı alanına taşır. Merkezde, yaşamanın amacını askerlikte bulan bir subay vardır. Mesleği onun için geçim yolu veya toplumsal görev olmaktan çıkar; kimliğini, onurunu ve dünyadaki yerini belirleyen temel ölçüye dönüşür. Fakat dışarıdaki disiplin, kişinin kendi nefsiyle giriştiği mücadeleyi çözmeye yetmez.
Subayın yaşadıkları gerçek ile simge arasındaki sınırı sürekli belirsizleştirir. Tarihten gelen çağrışımlar, doğaüstü karşılaşmalar ve ruhsal gerilimler, geçmişteki seçimlerin bugünkü benlik üzerindeki etkisini araştırır. Görülenlerin gerçekten yaşanıp yaşanmadığı sorusu, anlatının psikolojik yoğunluğunu artırırken kahramanın kendisini yargılama biçimini de belirler.
Hüseyin Nihâl Atsız, Ruh Adam'da tarihsel malzemeyi olay örgüsünün tek amacı haline getirmez; onu vicdan, tutku, sadakat ve suçluluk gibi iç çatışmaların dili olarak kullanır. Roman ile yaşanmış hayat arasındaki belirsizlik, karakterin ruhsal çözümlemesine otobiyografik bir gölge düşürür. Alışılmış tarihî maceradan daha karanlık ve içe dönük olan eser, insanın kendi benliği karşısında verdiği mücadeleyi simgesel bir yolculuğa dönüştürür.
Bookspace topluluğundan 29 gönderi

Askerlik rütbe ve elbise değil, ruhtur.

- Niçin seversin Güntülü? +Sevginin niçini olmaz ki efendim… Düşünsem belki makul bir sebep bulabilirim. Fakat bu hakiki sebep olmaz. Çünkü biz önce severiz. Sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. Bu da hodbinliğimizden doğar efendim.

Bak emrediyor; daldığın alemden uyanki mutlak seveceksin beni , bundan kaçamazsın.

Ölmemeyi istiyorsan yaklaşma bana Belâm çoktur, görünmeden dokunur sana.

Ruh, bedenden ayrıldığında değil; sevilmediğinde ölür. 🇹🇷

“ Sevginin niçini olmaz ki efendim... Düşünsem belki mâkul bir sebep bulabilirim. Fakat bu hakikî sebep olmaz. Çünkü biz önce severiz. Sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. “

“Aşk bir nevi anormal duygudur, aşıklar da anormal hastalardır ama ruh hekimliği bakımından her büyük insan da az çok anormal sayılır. Bütün insanlar tam normal olsa insanların akıllı ve şuurlu hayvanlardan farkı kalmaz.”

Burkay! İyiliğe kemlik ettin, Tanrı seni bedbaht etsin. Kıyamete kadar, dünyaya her gelişinde ruhun ızdırap içinde çalkalansın!

tiyatro bitti beklemeye lüzum görmüyorum

İnsan, bazen bir ömrü bir kelimenin manasını aramakla geçirir. Fakat o kelimeyi bulduğu anda, artık hayatın anlamı kalmaz.

Rûhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervâne olan kendini gizler mi alevden? Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu.

Yalnız, bir subay için büyük askerî ve vatanî fikirler dururken güzel bir kıza bu kadar yakınlık duyup mahvolmayı kabul edemiyorum

Bana insanlardan mı bahsediyorsun? İnsanlar mazide ve tarihin yaprakları arasında kaldılar. Bu gördüklerin birer karikatürden başka bir şey değildir. Ruh Adam | Atsız

Sevgiliyi âşık yaratır, sonra tapar. Onda eşsiz güzellikler, büyüklükler bulur. Aslında alelâde bir kız veya kadındır ama Mecnûn’un Leylâ’yı görüşü gibi onu ilâhlaştırdıkça artık aşk denilen tezahür başlamıştır. Bununla beraber aşk lüzumlu bir şeydir...

~Işığı bastıracak daha parlak bir ışık… ~ Öyle bir ışık var mı ? ~Var. Fakat o kadar yüksekte ki düşünmek bile çılgınlık olur. Leyla gözlerini pusat’a dikerek birkaç saniye baktı. Sonra kendisini dayanılmaz derecede güzelleştiren gülümseyişle: Müsaade ediyorum. Beni sevebilirsiniz! Dedi.

Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince!!

“Askerlik rütbe ve elbise değil, ruhtur.”

bügün türklük krizi geçircez

İnsanlar mazide ve tarihin yaprakları arasında kaldılar. Bu gördüklerin birer karikatürden başka bir şey değildir.

Bakışların ışık mı? Saçların sarmaşık mı? Yıldız mısın, güneş mi? Alev misin, ateş mi? Neden sessiz bakıyorsun? Beni niçin yakıyorsun? Çiçek gibi her bir yanın. Söyle, nedir adın, şanın?

Günaydın ☕✒️✒️✒️ Kitabı incelerken veya alıntılarken hep Selim'in Güntülüne olan aşkını paylaşıyoruz. Peki Selim'in Ayşe Pusata yaptığı kahpelik değilde nedir?

Ben, Selim Pusat’ın milletini yaratan adam. Asıl adımı unuttum. Şimdikiler bana Tanrıkut Mete diyorlar. Selim Pusat benim ordumda da bir yüzbaşıydı. Börü boyundan Kayı adında bir yüzbaşıydı. Bu Yüzbaşı Börü Kayı, sevgilisini hedef yaparak okla vurması için verdiğim buyruğa baş eğmediğinden idam olundu. Bir asker, aldığı buyruğu yapmazsa o hiçbir şey değildir. Görüyorum ki iki bin yılı aşkın bir zamandan sonra ruhu Selim Pusat’ta tecelli ederek yine bir kıza tutsak olmuştur. SUÇLUDUR!! Er kişiler vuruşmak için doğarlar. KIZLARA TUTSAK OLMAK İÇİN DEĞİL...

Mutlak seveceksin beni bundan kaçamazsın

Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş; Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş. Gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş, Bir sır ki bu,ölsen bile açamazsın... Anlatması imkansız olan öyle bir an ki, Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki... Bak emrediyor:Daldığın alemden uyan ki, Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın... Kalbin benim olsun diyorum,çünkü mukadder... Cismin sana yetmez mi? Çabuk kalbini sök,ver! Yoktur öte alemde de kurtulmaya bir yer! Mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın... Ram ol bana,ruhun yeni bir aleme girsin... Yazmış kaderin:Aşkıma ömrünce esirsin! Aklınla,şuurunla,hayalinle bilirsin. Mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın...
“Tiyatro bitti! Beklemeye lüzum görmüyorum.”
“Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu Pervane olan kendini gizler mi alevden Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu”
“İnsanlar okunmamış birer kitaptır. En basitleri hakkındaki hükmü bile tamamen okunmasına bırakılmalıdır.”
“bana insanlardan mı bahsediyorsun? İnsanlar mazide ve tarihin yaprakları arasında kaldılar. Bu gördüklerin birer karikatürden başka bir şey değildir.”
“Kalbin benim olsun diyorum çünkü mukadder Cismin sana yetmez mi, çabuk kalbini sök ver Yoktur öte alemde de kurtulmaya bir yer Mutlak seveceksin beni bundan kaçamazsın”
“sevgilin niçini olmaz ki efendim. Düşünsem belki makul bir sebep bulabilirim fakat bu hakiki bir sebep olmaz. Çünkü biz önce severiz sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş