
"Hayatın en ironik gerçeği şudur: Kendini bulmak için önce kaybolman gerekir."

Beynin karar, duygu ve algı süreçlerini kurmaca bir yapının parçasına dönüştüren Serkan Karaismailoğlu'nun Pia Mater romanı, bilimsel merak ile insan ilişkilerini aynı anlatı düzleminde buluşturur. Kitap, karakterlerin yaşadığı gerilimleri yalnız dış olaylarla açıklamaz; belleğin, hormonların ve sinir sisteminin davranışı nasıl etkileyebileceğine ilişkin soruları da olayların içine yerleştirir. Bu nedenle bilimsel bilgi, anlatıya sonradan eklenen ders bölümleri gibi durmak yerine kişilerin seçimlerini ve birbirlerini anlamakta yaşadıkları güçlükleri biçimlendiren bir araç olur. Nöro-roman tanımı, eserin hem hikâye kurma hem de beynin işleyişi üzerine düşünme iddiasını özetler.
Karaismailoğlu açıklayıcı bölümlerle dramatik hareket arasında geçiş yaparak soyut kavramları gündelik çatışmalarla ilişkilendirir. Algının her zaman dış dünyanın kusursuz bir kaydı olmadığı fikri, karakterlerin niyetleriyle sonuçlar arasındaki mesafeyi büyütür; okunan olayların yanında onları yorumlayan zihnin sınırları da önem kazanır. Eser, bilimsel kavramları kesin bir kader açıklamasına dönüştürmekten kaçınır ve biyolojik süreçlerle kişisel sorumluluğun birlikte düşünülmesine alan açar. Romanın özgün yönü, beynin işleyişini yalnız konu edinmekle kalmayıp anlatının belirsizliklerini kuran etkin bir unsur haline getirmesidir.
Bookspace topluluğundan 8 gönderi

"Hayatın en ironik gerçeği şudur: Kendini bulmak için önce kaybolman gerekir."

"Konuştuğun zaman sadece bildiklerini tekrar edersin; ama dinlersen, yeni şeyler öğrenebilirsin."

yüklemine güvenmiyorsan özneyi gizli tut

ne yani ; böylesi korkunç bir dünyanın bir de cehennemi mi var umberto eco

yüklemine güvenmiyorsan, özneyi gizli tut...

Bir Afrika kabilesinde şöyle bir söz vardır. "Köyü tarafından sevilmeyen çocuk, sonunda o sevgi sıcaklığını hissetmek için köyünü yakar " Yani bugün dünyayı yakanlar , aslında zamanında ihtiyacı olan sevgiyi alamayan çocuklardır. Başka birşey değil..

yüreğinln götürdüğü yere gidiyorsan dönüşte yolunu bulmayı beyninden bekleme

her şey çok güzel giderken çok güzele odaklanıp, her şeyin gittiğini fark edememiştik. yolda-jack kerouac
“Kişioğlu da ağaca benzer, ne denli yükseğe ve ışığa çıkmak isterse, o denli kök salar yere, aşağılara, karanlığa, deliliğe, kötülüğe. Friedrich Nietzsche”
“Bölüm 7 Görünmeyen Dalgalar Eğer düşersen seni yeniden kaldırırım. Eğer kaldıramazsam yanına uzanırım. Julio Cortazar”
“Bölüm 21 Bilinmeyen Bir Adamdan Mektup Yeryüzünde hiçbir şey kuytuluklardaki bir çocuğun fark edilmeyen sevgisiyle karşılaştırılamaz. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Stefan Zweig”
“durguni i agak smen bu n One en De bar ada Bölüm 16 Yalnızlığın Gitar Senfonisi Her şey çok güzel giderken çok güzele odaklanıp, her şeyin gittiğini fark edememiştik. Yolda - Jack Kerouac”
“İnsan optik bir illüzyon aslında. Zira senden uzaklaştıkça gözünde büyürken, sana yaklaştıkça gözünde küçülür. İşte tam da bu illüzyon nedeniyle, sahip olduğunuz bir şeyin kıymetini kaybetmeden fark edebiliyorsanız…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş