
okuduğum en rahatsız edici roman

Wulf Dorn’un Oyunbaz romanında psikiyatr Jan Forstner, beklenmedik bir anda kimden geldiği belli olmayan güller alır. İlk açıklaması sıradandır: Çiçeklerin, kitabını okuyan bir hayran tarafından gönderildiğini düşünür. Fakat kasabada korkunç cinayetler işlenmeye başlayınca evinin kapısına bırakılan imzasız mektuplar ve hediyeler başka bir anlam kazanır. Başlangıçta hoş bir ilgi gibi görünen şey, Jan’ın özel alanına giren tehditkâr bir düzene dönüşür.
Jan, cinayetlerle kendisine yönelen mesajlar arasında bağlantı kurdukça olayları uzaktan izleyen biri olmaktan çıkar. Tanımadığı bir kadın telefon ederek ona sırılsıklam âşık olduğunu söyler. Bu itiraf romantik bir yakınlık değil, her hareketinin izlendiğini gösteren yeni bir işarettir. Gönderenin kimliğinin bilinmemesi, hangi karşılaşmanın rastlantı hangisinin planlanmış olduğunu ayırt etmeyi zorlaştırır. Jan’ın mesleki gözlem yeteneği, kendi korkusu ve belirsizliğiyle sınanır.
Takibin görünmez oluşu gerilimin temelini oluşturur. Mektuplar, hediyeler ve telefon, failin fiziksel olarak görünmeden Jan’ın hayatında sürekli bulunmasını sağlar. Wulf Dorn, bir hayranlık iddiasının saplantıya ve ölümcül bir oyuna dönüşmesini kasabadaki cinayetlerle iç içe geçirir. Oyunbaz, kendisini hedef alan kadını tanımayan ve onu durduracak bir yol bulamayan Jan Forstner’ın, mesajların arkasındaki kişiye ulaşmaya çalışırken giderek daralan hareket alanını izleyen psikolojik bir gerilim romanıdır.
Bookspace topluluğundan 3 gönderi

okuduğum en rahatsız edici roman

Acın ne kadar uzun sürerse beni o kadar çok hatırlayacaksın

"Bir insanın ruhuna sızmak için kapıyı çalmanıza gerek yoktur, sadece doğru anahtarı (tetikleyiciyi) bulmanız yeterlidir."
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş