
Wulf Dorn’un Karabasan romanı, ailesinin öldüğü trafik kazasından sağ çıkan Simon’ın suçluluk, bellek boşlukları ve korkutucu seslerle mücadelesini anlatır. Tedavi sonrasında gündelik hayatına dönmeye çalışan genç, kazayla ilgili anılarından emin olamaz ve çevresinde beliren tehditleri açıklamakta zorlanır. Yakındaki bir kızın kaybolması, Simon’ın kendi travmasıyla dış dünyadaki tehlike arasındaki sınırı daha da belirsizleştirir; arkadaşı Caro ona inanırken yetişkinler gördüklerini hastalığın uzantısı sayar.
Dorn okurun algısını Simon’ın kırılgan bakışına bağlayarak doğaüstü ihtimal ile psikolojik açıklamayı uzun süre birlikte taşır. Romanın karanlığı yalnız görülen karabasandan gelmez; hayatta kalanın kendisini sorumlu tutması, başkalarının güvenini kaybetmesi ve gerçeğe ulaşmak için en acı hatıralara dönmek zorunda kalması da gerilimi besler. Karabasan, travmayı basit bir sürpriz mekanizmasına çevirmeden, belleğin koruyucu olduğu kadar yanıltıcı da olabileceğini işleyen genç yetişkin gerilimidir.
Simon’ın anlatısındaki boşluklar, travma sonrasında kanıt ile deneyim arasındaki mesafeyi hissettirir. Caro’nun desteği soruşturmanın yanında, onun kendi algısına güvenebilmesinin de koşuludur. Kayıp vakası, travmadan doğan korkuyu kamusal bir sorumlulukla karşı karşıya getirir.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş