
Âlemde gündüz gönlüme işkencedir Bence bayram ufukta gün bitincedir.

Cahit Sıtkı Tarancı'nın Otuz Beş Yaş Bütün Şiirleri kitabı, şairin yaşam, aşk, zaman ve ölüm üzerine kurduğu şiir dünyasını tek bir derlemede bir araya getirir. Kitaba adını veren "Otuz Beş Yaş", ömrün ortasına varmayı Dante göndermesiyle düşünürken gençliğin geçişini ve zamanın geri çevrilemezliğini güçlü bir ritimle duyurur. Bu yaklaşım, Tarancı'nın başka şiirlerinde beliren yaşama sevinci ile ölüm bilinci arasındaki gerilimin de belirgin bir örneğidir.
Behçet Necatigil'in değerlendirmesinde öne çıkan Türkçenin tatlılığı ve anlatım gücü, Tarancı'nın kendine özgü şiir dilinin temelidir. Şair belirli bir edebî akıma bağlanmadan, şiiri bir düşünceyi kanıtlama aracına indirgemeden özgür bir yapı kurar. Hayat ile şiir arasındaki sıkı ilişkiyi savunur; duyguyu yalın sözcüklerle işlerken ses ve biçim üzerinde titizlikle durur. Asım Bezirci'nin hazırladığı Otuz Beş Yaş Bütün Şiirleri, Tarancı'nın farklı dönemlerde yazdığı metinleri topluca izleme olanağı sunar. Eser, Türk şiirinin en çok okunan şairlerinden birinin yaşama arzusunu, aşkı, yalnızlığı ve ölümü nasıl değişen tonlarla ele aldığını gösteren kapsamlı bir şiir kitabıdır.
Bookspace topluluğundan 6 gönderi

Âlemde gündüz gönlüme işkencedir Bence bayram ufukta gün bitincedir.

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider.

Cahit Sıtkı Tarancı “Yaş otuz beş, yolun yarısı eder” derken gelişigüzel bir sayıdan söz etmiyordu; hakikaten otuz beş yaşındaydı. Fakat bu yaş, onun şiirinde yalnızca takvim yapraklarının gösterdiği biyografik bir eşik değildir. Şair aynada saçlarına düşen akları, yüzünde beliren çizgileri ve gençliğinden uzaklaşan çehresini seyrederken ilk defa zamanın dışarıda değil, bizzat kendi bedeninde ilerlediğini fark eder. Otuz beş yaş, bu bakımdan insanın yaşlandığını değil, artık yaşlanmakta olduğunu idrak ettiği o tuhaf ve biraz da ürpertici sınırdır. “Dante gibi ortasındayız ömrün” dizesi ise şiirin asıl anahtarını verir. Dante, İlahi Komedya’ya hayat yolunun ortasında kendisini karanlık bir ormanda bulduğunu söyleyerek başlar; insan ömrünün yetmiş yıl kabul edildiği gelenekte bu orta nokta otuz beş yaştır. Tarancı da kendi yaşını Dante’nin karanlık ormanına bağlar. Bu yüzden şiirdeki otuz beş, basitçe yetmişin yarısı değildir; gençliğin insanı sessizce terk ettiği, aynaların dostluktan

Yaş 35... Yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün... Su insanı boğar, ateş yakarmış... Her doğan günün bir dert olduğunu İnsan bu yaşa gelince anlarmış...

Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi fark edemezsen Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme, müsterih ol; Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini. Ve neden sonra Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede, Hatırla ki mahşer günüdür; Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

Her gece mi bu uykusuzluk! Hele saatin tıkırtısı! Ya karasinek düşünceler! Çıldıracağım bu gidişle; Yatak değil sanki cehennem. Deliksiz bir uykuysa vaadin, Günün dolmuş veya dolmamış, Gençliğime filan bakmadan, Derhal gelebilirsin ölüm; Kapı açıktır, lamba sönük...
“Sevgilim, burdan uzak, Uzaklarda yaşamak, Sevmek ve ölmek için, Açılıp denizlere, Bir gün gitsek mi dersin Sana benzeyen yere.”
“Her gece mi bu uykusuzluk! Hele saatin tıkırtısı! Ya karasinek düşünceler! Çıldıracağım bu gidişle; Yatak değil sanki cehennem. Deliksiz bir uykuysa vaadin, Günün dolmuş veya dolmamış, Gençliğime filan bakmadan, Derhal…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş