
"Koltuk altında kitaplar taşıdığını görüyorum kardeşim. Bugünlerde hâlâ kitap okuyan birine rastlamak gerçekten nadide bir zevk kardeşim."

Yakın geleceğin karanlık sokaklarında şiddeti hayatlarının merkezine yerleştiren gençler, toplumun güvenlik arzusunu korkutucu bir müdahale programına dönüştürür. Anthony Burgess, Otomatik Portakal romanında insanı iyiliğe zorlamanın onu ahlaki bir özne olmaktan çıkarıp çıkarmadığını sorgular. Sistematik baskı ve Pavlovcu koşullandırma, davranışı denetlenebilir hâle getirirken seçim yapabilme gücünü aşındırır. Ortaya çıkan düzen, kötülüğü engelleme iddiasıyla canlı bir insanı otomatik çalışan bir makineye benzetir. Romanın temel gerilimi, şiddetin dehşeti ile özgür iradenin vazgeçilmezliği arasındaki bu rahatsız edici çatışmadan doğar.
Burgess anlatıyı sıradan bir gelecek tasvirinden ayıran özel bir dil kurar. Genç antikahramanın kullandığı “nadsat” argosu, okuru hem karakterlerin dünyasına yaklaştırır hem de yapılanları kolayca ahlaki etiketlere indirmeyi zorlaştırır. Kara mizah, toplumsal kehanet ve dilsel deney aynı yapıda birleşir; devletin iyilik tanımı ile bireyin seçme hakkı karşı karşıya gelir. Otomatik Portakal, şiddeti yüceltmeden onun toplumsal ve psikolojik kaynaklarını araştıran; insan davranışını zorla düzeltmenin bedelini özgürlük, sorumluluk ve iktidar kavramları üzerinden tartışan son derece keskin bir distopyadır.
Bookspace topluluğundan 40 gönderi

"Koltuk altında kitaplar taşıdığını görüyorum kardeşim. Bugünlerde hâlâ kitap okuyan birine rastlamak gerçekten nadide bir zevk kardeşim."

İnsan doğası gereği organik ve özgürdür, ancak bir makine gibi programlanmaya çalışılırsa doğasına aykırı olur.

İnsan, iyiliği seçebildiği sürece gerçekten iyidir. Seçme hakkı elinden alındığında, artık insan olmaktan çıkar.

"TUTKU KORKUYU KOVABILEN TEK GÜÇTÜR "

tüm hayvanların en zekisi iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onun otomatik işleyen bir makine haline getirenleri kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum ...

"Hayatın anlamı nedir? Sadece nefes alıp vermek mi, yoksa iz bırakmak mı? Ben kanlı ayak izleri bıraktım belki ama en azından yürüdüğümü kanıtladım. İz bırakmayanlar, hiç yaşamamış sayılırlar.”

Belki diyordum, belki de önderlik ettiğim hayat için artık fazla yaşlıydım.

Tutku, korkuyu kovabilen tek güçtür.

Yürüyelim, bakalım Koca Tanrı neler çıkaracak karşımıza.
"Tanrı ne ister? Tanrı iyilik mi ister yoksa iyi olma seçeneğini mi? Kötülüğü seçen bir insan, kendisine iyilik dayatılmış bir insandan bazı açılardan daha üstün olabilir mi?"

Seçme hakkına sahip olmayan kişi, kişiliğini yitirmiş demektir.

“Koltuk altında kitaplar taşıdığını görüyorum kardeşim. Bugünlerde hala kitap okuyan birine rastlamak gerçekten nadide bir zevk.”

İnsan, iyiliği seçebildiği sürece insandır. Seçme hakkı elinden alındığında geriye ne erdem kalır ne de suç; sadece kusursuz görünen bir makine sessizliği kalır. 🟠 Otomatik Portakal'ın düşündürdüğü en büyük soru: Özgür irade olmadan gerçekten insan olabilir miyiz?

“Hapisteki şairin dediği gibi,her insan sevdiği şeyi öldürür.”

“Bugünlerde kitap taşıyan birisini görmek gerçekten göz yaşartıcı.”

var mi okuyan ? bunu tavsiye etti gorevli...

Okurken beni bu kadar huzursuz eden, sayfalar ilerledikçe rahatsızlığımı daha da artıran başka bir kitaba pek rastlamadım; size de böyle hissettiren kitaplar oldu mu?

Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum…

Koltuk altında kitaplar taşıdığını görüyorum kardeşim. Bugünlerde hâlâ kitap okuyan birine rastlamak gerçekten nadide bir zevk.

Bir rüya ya da kabus aslında kafamızın içindeki bir film gibidir o kadar, tek farkı siz de içinde yer alabilirsiniz.

"Kişiye seçme hakkı tanınmazsa, o kişiliğini yitirir."

Pikabın küçük hoparlörleri odanın dört bir yanına yerleştirilmişti. Duvardan, köşelerden, tavandan gelen sesler beni sarıp sarmalıyordu. Yatağıma uzanıp gözlerimi tavana dikince orkestranın içinde, bir müzik selinin ortasında yaşamaya başlıyorum.

Hem dehşet verici hem komik hem heyecan verici hem acınası hem de düşündürücü. Güzel kitap 😉

Bugünlerde kitap taşıyan birini görmek gerçekten göz yaşartıcı…
“Yaşam ne aldatıcıdır biliyor musun dedim acı acı. Takma gögüs gibi! Tam hedefe yaklaştığını sandığın anda eline kauçuk gelir!!" - Alex”
“Bizler renksiz çay gibiyiz demimiz az suyumuz çok halimiz kötü açız biz bize bakan bizi seven kimsemiz yok.”
“Bugünlerde kitap okuyan birini görmek gerçekten göz yaşartıcı..." ⛅️ 🕯Anthony burgess 📚Otomatik portakal”
“Gece de bir türlü yaşlanmak bilmiyor... Hâlâ emekliyor; yelkovanla akrep de ilerlemiyor...”
“İyilik içten gelir. İyilik bir seçimdir. Bir insan seçemezse, insanlıktan çıkar.”
“Güven, arkadaşlık gibi sözcüklerin modası geçmişti anlaşılan sayın kardeşlerim.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş