
Bir yığın yalan. Hayat artık yalan üstüne kurulu. Hile hurda, gerçeğe yabancılık.

Anthony Burgess'in 1961'de Joseph Kell mustear adiyla yayimladigi Bir Elin Sesi Var, Soguk Savas'in tam ortasinda kalan Britanya'da yasanan hizli degisim donemine denk gelmistir. Romanin basligi Malay dilinde "karsiliksiz ask" anlamina gelen bir atasozudur. Bu "karsiliksiz ask" tuketim kisvesi altinda karsimiza cikar. Oyunu kuralina gore oynayip parayla sahip olabileceginiz her seyi satin alsaniz da, bir "karsilik" elde edemezsiniz… Tipki "fotograf makinesi beyni"yle kazandigi bir TV yarismasi sayesinde servete kavusan Howard gibi... Modern hayatin entelektuel ve sanatsal degerleri hakir goren materyalizmine ofke duyan Howard, dunyanin curumuslugunu bizzat ugradigi bir hakaret olarak algilamaktadir. Romanin anlaticisi olan karisi Janet ise egitimsiz ve sig bir kadindir. Hayatini reklamlar, kadin dergileri ve televizyon belirler. Televizyonun amac ve degerden yoksun hayatlara isaret eden bir metafor olarak kullanilmasi ise Jerzy Kosinski'nin unutulmaz yapiti Being There'i onceler. (Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 200Baski Yili: 2015Dili: TurkceYayinevi: Is Bankasi Kultur Yayinlari
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

Bir yığın yalan. Hayat artık yalan üstüne kurulu. Hile hurda, gerçeğe yabancılık.

O sabah giyinip süslenip evden çıkmış, yanımıza bir diş fırçası olsun almayı akıl edememiştik. Sanırım kendimizi kuşlar kadar özgür hissettiğimiz için öyle yapmıştık. Diş fırçası bile insana bir bağlanma duygusu veriyor.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş