
" Hava soğuyunca değil, yüreği soğuyunca başlarmış insanın kışı."

Mustafa Ulusoy, Nietzsche ve Babaannem’de birbirinden çok uzak görünen iki hayatı karşılaştırır. Nietzsche üniversitede ders veren ve Avrupa’da tanınan bir felsefecidir; yazarın babaannesi ise okula gitmemiş, kendi köyünün dışında bilinmeyen sıradan bir insandır. Aynı gezegenin misafiri olan bu iki ölümlü, eğitimleri ve çevreleri farklı olsa da geri dönüşü olmayan bir karar kavşağında buluşur.
Her ikisi de tercih etmedikleri bir dünyada hayatlarını kalıcı biçimde etkileyecek bir seçim yapmak zorundadır. Ulusoy’un anlatımında Nietzsche kolay olan yola, babaannesi ise zor olana yönelir; ardından yolları bir daha kesişmemek üzere ayrılır. Bu karşılaştırma, felsefi düşünce ile gündelik tecrübenin insanın temel soruları karşısında nasıl farklı cevaplar üretebildiğini araştırır.
Metin hayatın anlamı, ölüm, hiçlik, sonsuzluk arzusu, yabancılaşma, mutsuzluk, anlaşılmama ve sevilmeme korkusu gibi çağlar boyunca yinelenen meseleleri ele alır. Okur da kendi yolunun düşebileceği o karar kavşağına davet edilir. Ulusoy, büyük bir düşünür ile sıradan bir köylü kadının tercihlerini yan yana getirerek bilgeliğin hangi hayatta ve hangi bedellerle ortaya çıktığını sorgular.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

" Hava soğuyunca değil, yüreği soğuyunca başlarmış insanın kışı."

O kadar emeğe rağmen giden insan yüktür, kayıp değil.
“Hava soğuyunca değil, yüreği soğuyunca başlarmış insanın kışı...”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş