
“Düzeltmek için kendi gücünüzü tükettiğiniz şeylere yeni gözlerle bakmak her durumda hüzün verici oluyor.”

Muhteşem Gatsby, F. Scott Fitzgerald'ın Caz Çağı'na yönelttiği bakışı Jay Gatsby'nin geçmişi yeniden kurma arzusunda yoğunlaştırır. Bir zamanlar yoksul olan Gatsby, zenginlik ve gösterişle çevrili bugünkü hayatını, yıllar önce kendisinden uzaklaşan Daisy'ye ulaşma düşüncesine bağlar. Daisy onun gözünde yalnızca sevilen kişi değil; gelecek, umut ve Amerikan rüyasının erişilebilir olduğuna dair inançtır.
Romanın gerilimi, gerçek Daisy ile Gatsby'nin yıllar içinde büyüttüğü hayalin aynı şey olmamasından doğar. Fitzgerald, karakterin yaratıcı tutkusunu hem etkileyici hem de kırılgan gösterir: Gatsby'nin biriktirdiği servet, geçmişte kaybettiğini düşündüğü ânı geri getirmeye yarayan bir sahne düzeni gibidir. Fakat hayal, zamanla kendi nesnesinin önüne geçmiştir. Bu nedenle geçmişe dönüş isteği romantik bir bağlılık kadar benliğin eksik kalan parçasını onarma çabası olarak da görünür.
Işıltılı 1920'ler atmosferi bu kişisel saplantının çevresinde akar. Aşırılık ve gösteriş, Amerikan toplumundaki dönüşümü örten parlak bir yüzey oluşturur. Fitzgerald'ın Caz Çağı Öyküleriyle de işaretlenen dönem ilgisi, burada tek bir karakterin umuduna bağlanır. Muhteşem Gatsby, Amerikan rüyasını başarı öyküsü olarak değil, gerçeği hayalin biçimine zorlama isteği üzerinden sorgular.
Bookspace topluluğundan 9 gönderi

“Düzeltmek için kendi gücünüzü tükettiğiniz şeylere yeni gözlerle bakmak her durumda hüzün verici oluyor.”

“Yalnız olmaktan mutlu olduğumu fark ettim.”

“Uyum sağlamak için bütün gücümüzle çaba sarf ettiğimiz şeylere ,başkalarının gözüyle bakmak kaçınılmaz olarak hüzün verir insana…”

“Böylece akıntıya karşı kürek çeken tekneler gibi ilerlemeye çalıştık. Durmadan geriye, geçmişe doğru sürüklenerek.

“Birisini eleştirmeye kalkıştığında," dedi bana, "şu dünyada her insanın senin sahip olduğun ayrıcalıklara sahip olmadığını hiç aklından çıkarma."

Toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hâlâ küpedir kulağıma. «Ne zaman» demişti «birini tenkide davranacak olsan, hatırdan çıkarma, herkes senin imkânlarında gelmemiştir dünyaya!>

“Son bir umuda tutunuyordu ve ben de onu elinden söküp atmayı göze alamadım."

Kendi kanaatini tükettikten sonra bir şeye yepyeni gözlerle bakmanın son derece hüzünlü bir yanı vardır hep.

Dostlarımıza yaşarlarken yakınlık göstermeği öğrenelim. öldükten sonra değil, buyurdu. Benim adetim olümlerinden sonra, hic mi hic karısmamaktır islerine.
“Toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hâlâ küpedir kulağıma. «Ne zaman» demişti «birini tenkide davranacak olsan, hatırdan çıkarma, herkes senin imkânlarında gelmemiştir dünyaya!>”
“Olaylar karşısında son derece kızabilirsin.Küfredebilir kadere lanet okuyabilirsin...Ama yolun sonuna gelindiğinde her şeyi bırakmak zorundasın.”
“O ümitledir ki şimdi sefer etmekteyiz, biz o akıntıya karşı giden tekneler, durmadan geriye, geçmişe çarpılıp atılsak da ne gam…”
“Düzeltmek için kendi gücünüzü tükettiğiniz şeylere yeni gözlerle bakmak, her durumda hüzün verici oluyor.”
“Çok genç ve toy günlerimde babamın verdiği bir öğüt aklımdan hiç çıkmadı. ”İçinden ne zaman birini eleştirmek gelse,” demişti, ” bu dünyada herkesin senin sahip olduğun üstünlüklerle doğmadığını anımsa, yeter.”
“Gatsby believed in the green light, the orgastic future that year by year recedes before us. It eluded us then, but that's no matter-tomorrow we will run faster, stretch out our arms farther.... And one fine morning--…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş