
Bir insanın hayatı boyunca kendisini kandırdığı şeyi aldığınız anda mutluluğunu da bitirirsiniz.

Dag Solstad’ın Mahcubiyet ve Haysiyet romanı, Oslo’da edebiyat öğretmenliği yapan Elias Rukla’nın Henrik Ibsen’in Yaban Ördeği üzerine verdiği sıradan bir dersin ardından çözülmeye başlamasını izler. Öğrencilerin ilgisizliği karşısında tutunduğu edebî yorum, okul bahçesinde açılmayan bir şemsiyenin tetiklediği öfke patlamasıyla yerini geri dönüşü zor bir krize bırakır. Elias, mesleki konumunu yitirme ihtimaliyle yüzleşirken eski arkadaşı Johan Corneliussen’i, onunla kurduğu entelektüel yakınlığı ve daha sonra evlendiği Eva’yla hayatının nasıl biçimlendiğini düşünür. Tek bir gün, yıllarca ertelenmiş bir öz sorgulamanın kapısını açar.
Solstad dışarıdan küçük görünen olayı dramatik bir kahramanlık öyküsüne çevirmek yerine Elias’ın iç konuşmalarını, tekrarlarını ve kendi hayatına yabancılaşmasını dikkatle izler. Öğretmenin Ibsen’e duyduğu tutku ile sınıfın kayıtsızlığı, kültürün toplumsal yerindeki değişimi somutlaştırır; dostluk ve evlilik anıları da Elias’ın başkalarının hayatında hangi rolü üstlendiğini sorgulatır. Mahcubiyet ve Haysiyet, kişinin saygınlığını yalnız toplumun onayına bağladığında kırılganlaşan benliği inceler. Romanın etkisi, çöküşü tek bir şemsiye olayına indirgemeden o ânı uzun süredir biriken yalnızlığın, suskunluğun ve entelektüel hayal kırıklığının açığa çıktığı eşik olarak kurmasındadır. Elias’ın anlatısı geçmişe döndükçe, Johan’ın siyasal ve akademik yönelimleriyle Eva’nın sessiz varlığı da onun kendi hayatını ne ölçüde başkalarının seçimleri üzerinden kurduğunu açığa çıkarır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Bir insanın hayatı boyunca kendisini kandırdığı şeyi aldığınız anda mutluluğunu da bitirirsiniz.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş