
Kara Yalı’nın karanlık odalarında birbirine dolanan hayatları izleyen Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt’ün kimlik, korku ve iktidar ilişkilerini gerçeküstü bir atmosferde kurduğu romandır. Eski fotoğraflardaki tanımadığı insanlara hayatlar yazan Olcayto Ran, kadınla erkeği kendi benliğinde birleştiren esrarengiz Madam Arthur’la karşılaşır. Dilsiz Maria, bilge Nagehan, antikacı Kedileş ve kayıp geçmişlerin peşindeki başka karakterler de Kara Yalı çevresinde aynı sırlar ağına çekilir. Parçalı kurgu, bu kişilerin hikâyelerini kronolojik bir çizgiden çok çağrışımlar ve karanlık bağlantılarla bir araya getirir.
Fotoğraflar, anılar ve uydurulmuş hayatlar arasındaki sınır giderek belirsizleşirken Olcayto’nun yazarlığı da güvenilir bir açıklama zemini olmaktan çıkar. Söğüt grotesk ayrıntıları, masalsı adları ve şiddet yüklü geçmişleri kullanarak benliğin ne kadarının başkalarının hikâyelerinden kurulduğunu sorgular. Kaos romanda yalnız yıkım değildir; karakterlerin sakladığı kimlikleri açığa çıkaran yaratıcı ve tehditkâr bir güçtür. Tekinsiz mekân, farklı zamanlara ait suçları ve arzuları aynı atmosferde buluşturarak karakterler arasındaki görünmez bağı sürekli yoğunlaştırır. Parçalı seslerin her biri ötekilerin anlattığı geçmişi değiştirir; bu nedenle kesin tanıklık ile kurmaca arasındaki sınır da istikrarsız kalır. Son sayfalara doğru büyüyen duygu, gerçeğin tek bir yüzde değil, sürekli yer değiştiren hikâyeler arasında aranması gerektiğidir.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“Kuşları bir bilmecede gördüm. Akıllarını tamamlayacak vahiyler arıyorlardı.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş