Küskün Kahvenin Türküsü, Carson McCullers'ın küçük kasaba yaşamını yalnızlık, tutku ve dışlanmışlık duygusuyla birleştirdiği unutulmaz Güney gotiği atmosferine taşır. Merkezdeki kafe, insanlar arasındaki tuhaf çekimlerin, kırgınlıkların ve karşılıksız arzuların görünür hale geldiği bir sahne gibi işler.
Carson McCullers, büyük olaylardan çok karakterlerin eksikliklerini, gururlarını ve sevilme ihtiyacını keskin ayrıntılarla anlatır. Küskün Kahvenin Türküsü; psikolojik derinliği olan kısa romanları, kasaba hikâyelerini ve hüzünle ironinin iç içe geçtiği modern klasikleri seven okurlar için güçlü bir seçimdir. Aşkın eşit dağılmadığı ilişkiler üzerine düşündüren, yoğun ve buruk bir okuma sunar. McCullers'ın dünyasında en küçük jest bile kader duygusu taşır.