
Mayınlarla çevrili bir sınır kasabasında insanlar geçimlerini sağlayacak topraklardan yoksun bırakılmıştır. Tarlaların ve zeytinliklerin sınır hattında kalması, birçok erkeği kaçakçılığa iter. Kurşun Ata Ata Biter, bu koşullar içinde yaşayan Tahir, Üzer, Cevahir, Gazel ve Hediye'nin hikâyelerini ölüm tehlikesinin iki yanında kurar.
Sınır, haritada çizilmiş soyut bir hat değildir; mayın, jandarma, yoksulluk ve aile belleği olarak gündelik hayatın içine girer. Kaçakçılık kuşaktan kuşağa geçen bir mesleğe dönüşürken en deneyimli kişiler bile yazgıdan kaçamaz. Bir babanın mayınla parçalanması ve dayanılmaz acısından kurtulmak için yakınına başvurması, bu düzenin insan bedeninde bıraktığı yıkımı sert biçimde gösterir.
Tarık Dursun K., kasaba insanlarını yalnız tehlikeli bir işin figürleri olarak çizmez. Sevgi, dostluk, güven ve dayanışma, dikenli tellerin iki tarafında ölümle burun buruna yaşayan karakterlerin hayata tutunmasını sağlar. Kurşun Ata Ata Biter, ekonomik zorunluluk ile yasa arasındaki çatışmayı bireysel seçimlerden daha geniş bir toplumsal çerçevede ele alır. Roman, sınırın insanları ayırırken ortak acıları ve bağları ortadan kaldıramadığını; yalnızlığın içinde bile direnme isteğinin sürebildiğini anlatır.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş