
Ben bir başkasının çizdiği resim içinde bir şey düşünmeden var oluyordum sadece.

Haruki Murakami'nin Kumandanı Öldürmek romanı, eşinden ayrıldıktan sonra şehirden uzaklaşan isimsiz bir portre ressamını izler. Ressam, ünlü sanatçı Tomohiko Amada'nın dağ evine yerleşir ve tavan arasında aynı adı taşıyan, daha önce görülmemiş bir tablo bulur. Bu keşif; karşı vadide yaşayan gizemli Menshiki, geceleri duyulan çan ve gerçekliğin sınırlarını zorlayan bir dizi olayla çevresini genişletir.
Romanın hareket noktası kişisel bir kırılma olsa da anlatı giderek sanatın sakladığı hafıza, savaş geçmişi ve yaratma eyleminin sorumluluğu üzerine kurulur. Mozart'ın Don Giovanni'si başta olmak üzere müzik, resim ve edebiyat göndermeleri olay örgüsünün dekoru değil, karakterlerin deneyimini yorumlayan katmanlardır. Murakami gündelik ayrıntılarla fantastik geçitleri aynı sakin ritimde yan yana getirir.
Kumandanı Öldürmek, kayıp ve yalnızlığı çözülmesi gereken basit sorunlara indirgemez. Portre ressamının görünmeyeni resmetme çabası, insanın başkasını ne ölçüde tanıyabileceği sorusuna dönüşür; tablonun açtığı gizem de sanat, hatırlama ve yüzleşme arasındaki bağı görünür kılar. Bu yolculuk, anlatıcının hem kendi geçmişini hem de başkalarının gizli acılarını yeniden görmesini sağlar.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Ben bir başkasının çizdiği resim içinde bir şey düşünmeden var oluyordum sadece.
“Her şey göreceliydi. Işık gölgeydi, gölge ışıktı. İnanmaktan başka çarem yoktu. Başka ne yapabilirdim?”
“Olmuş bir kişi bile yoktur şu hayatta. Herkes yapım aşamasındadır aslında.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş